25.11.2020, 15:07 256

Zeytin toplamak ve hayatın gerçekleri

Hiç zeytin topladınız mı?

Yanıtınız hayırsa hayatınızda bir kez deneyin derim...

Bu sayede, parayı bastırıp sofranıza zahmetsiz konuk ettiğiniz bu besin kaynağının kıymetini daha çok bilirdiniz diye düşünüyorum.

Ben yaşadım örneğin, hem de iki gün üst üste... İkinci günün sonunda yattığım yeri beğendim desem yeridir.

Hem yorucu hem dikkat isteyen bir uğraşı zeytin toplamak... Öyle erik, portakal toplamaya da benzemiyor.

Düşünsenize, her dalda yüzlerce zeytin meyvesi...

Hele bir de toplamaya gelene kadar, yaşadığınız telaş, işte o bile başlı başına yorgunluk...

Koca koca merdivenleri yükleyeceksiniz traktöre önce... Ardından zeytin toplamada son buluş olan taraklara sıra geliyor.

İçinde kaybolacağınız kocaman çulları da unutmamak gerek... Onları da ağacın altına sereceksiniz düzenli, aralıksız... Amaç zeytin taneleri yayılmasın çevreye... Toplamada kolaylık olsun diye...

Sabah erkenden, o tatlı uykunuzu bölüp gün ağırırken çıkacaksınız yola, öyle iki-üç kişiyle de olmaz koca ağaçları devirmek...

Birkaç işçi de tutmalısınız, işiniz çabucak bitiversin diye... Bu yıl bize aynı zamanda güreşçi olan sevgili Süleyman ve eşi Zülfiye hanım emeğini verdi topladığımız zeytinlere…

Eşim Şükran, annem, baldızım Selma ile birlikte ağaç ağaç koşturduk bu kadar kısa sürede… 80 ağaç kolay değil.

***

Bir süredir, "Sizi zeytin toplamaya bekliyorum. Bu yıl fazla zeytin yok zaten. Siz de el atın, çabucak bitirelim" diyordu annem...

Kendisi Akhisarlı... Akhisar'ın Süleymanlı Kasabası'ndan... Eşim de öyle. O da ne zamandır söylüyordu "anneme yardıma gidelim" diye...

Haklı da... Çünkü yıllardır zeytin ve zeytinyağında eş kontenjanından yararlanıyoruz, sağolsun Fatma annem bir dediğimizi iki etmez bu konuda...

Artık bu kez davete icabet etmemek olmaz. Hem, ne olacak ki, akşama kadar toplar geliriz zeytinleri (!)...

Ancak kazın ayağı öyle değil tabii.. Yaşayınca daha iyi anlıyor insan...

***

Zeytini de, zeytinyağı da iyidir bu toprakların... Saf ve temiz, yağını su gibi içseniz yeridir yani... Süleymanlı da çalışkan bir kasaba... Yıllarca tütüncülük yaptı insanları... Ancak, tarım politikasından yaşanan karmaşa, onları da fena etkilemiş... Tütüne küsmüşler, çok az aile yapıyor artık... Şimdi varsa yoksa zeytin….

***

Sabahın ilk ışıklarında geldiğiniz zeytin bahçesinde, önce çok güzel bir kahvaltı yapılıyor. Toprağın üzerine serilen bir çul ve üzerine sıralanan malzemeler… Tamamen doğal. İnanın, öyle keyifli ki bu an, yaşamanızı isterim, hele odun ateşinde çay içmenin keyfine doyum olmuyor.

Kahvaltı biter bitmez; ağaçların çevresine çullar seriliyor, ardından merdivenlerle çevriliyor her ağaç... Sonra elde taraklar başlıyorsun dalları taramaya; incetmeden, kırmadan...

Bir kadının saçlarını tarar gibi, kuaför ustalığında..

Sonra patır patır dökülüyor zeytinler...

Bir ağaç yaklaşık iki saat sürüyor. Merdiven yetmiyor bazen, ağaç tepelerinde buluyorsun kendini...

Ağızda şarkılar, türküler... Onlar bitince anılar, geçmişe dönüşler... Bugün yaşananlar, yaşanan sıkıntılar, umutlar, mutluluklar sıralanıyor art arda...

Herkes o kadar samimi oluyor ki o an…

Sohbet baldan tatlı... Başka türlü zaman geçmez çünkü...

Sevgili Süleyman güleç yüzlü, tatlı dilli bir insan.. Şaşırtıcı derecede seri konuştuğu yöresel dili sözcüklerle öylesine güzel süslüyor ki, zekasıyla talk show’cuyla yarışır.

Arada bir de türkü çığırıyor, eşlik etmeden duramıyor insan,.

Yani zamanın nasıl geçtiğini bilemedik… Yorgunluğumuzu unuttuk…

Öyle bir motive ediyor ki çevresini, ben bile, yıllar sonra ağaç tepesinde buldum kendimi… Çocukluğumda Karşıyaka’daki evimizde, bahçemizin heybetli ağacından erik topladığım günlere geri döndüm…

Sonra öğle tatili ve tarlanın ortasında ayağınız toprağa basarak, yemek yeme zamanı... Sonra bir on dakika kestirme... Öğleden sonra akşama kadar, yine aynı süreç...

Mesai bitince köy evine gidip çıtır çıtır yanan sobanın yanında dinlenme ve ertesi güne hazırlık...

Yorgunluktan bitap düşmüştük.

***

Ertesi gün yine aynı heyecan, aynı telaş, aynı koşuşturmaca... Akşamına da makine başında, zeytin tanelerini ayıklama töreni...

Yaşadığım bu iki günden, çok önemli bir şey öğrendim. Emeğin gerçekten çok ucuz olduğunu... Bizim, tezgahta satıcıyla kıyasıya pazarlık yaptığımız zeytin, aslında öyle ucuz ki bu ülkede, bizzat yaşadım bunu...

Biliyor musunuz, o binbir emekle toplanan işlenmemiş zeytinin kilosu, 3-5 lira arasında...

Ve onca alın terine, emeğe karşılık, hiç de adil değil bu... Zira bu ülkede, yattığı yerden para kazananların yaşattığı kaosu, yarattıkları ikiyüzlü dünyayı gördükçe, her zeytin emekçisini alnından öpesim gelir benim...

Yorumlar (2)
Yeni asir vezneden Baki gunes 2 ay önce
Hurol abim eline kalemine saglik cok guzel anlatmissin ciftcinin emegini bende akhisar in b.osmaniye koyundenim size yakin her yil bende yasiyorum o tatli yorgungungu .cok cok tsk saygilar
Yeni asir vezneden Baki gunes 2 ay önce
Hurol abim eline kalemine saglik cok guzel anlatmissin ciftcinin emegini bende akhisar in b.osmaniye koyundenim size yakin her yil bende yasiyorum o tatli yorgungungu .cok cok tsk saygilar
parçalı bulutlu
banner29