banner7

YİNE KALEME SARILDIK

2017 yılının 31 Mayıs’ıydı… “Bana müsaade…” başlığını attım Yeni Asır’daki son yazıma… “

Eğilmeden, bükülmeden, kalemin değerini bilerek, ona saygı göstererek yaptığım gazetecilik mesleğinde, aktif yıllar, yarın sona eriyor” diye devam ettiğim o yazıda, 34 yılın ardından “Artık koşuşturmacayı gençlere devredip, dinlenme vakti…” ifadesini kullanmıştım.  

Bir tatil kasabasında emekliliği yaşarken,  aşık olduğum mesleğimin simgesi kalemimi elimden bırakmayacağımı da vurgulamış ve demiştim ki; “Belki bir gün; bir maç yorumunda, bir televizyon programında, belki gündemi değerlendirdiğimiz bir köşe yazısında buluşuruz... 

“İşte o gün geldi herhalde…

ONA “HAYIR” DİYEMEM

Gazetecilik mesleğine ilk adımı attığım Güneş ve ikinci kez yolumuzun kesiştiği Yeni Asır gazetelerinde omuz omuza, keyifle çalıştığım, sevgili arkadaşım Abdi Karagözoğlu, “Bu kadar dinlenmek yeter” dedi ve Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı “İzmir Gazetesi”ne davet etti beni…  “Hayır” diyemedim… Diyemezdim; çünkü benim gibi mesleğine aşık, kalemine efendi ve yaptığı işe saygılı bir basın emekçisi olan Abdi Karagözoğlu’nun yöneteceği İzmir Gazetesi’nin, kaliteli ve başarılı bir medya kuruluşu olacağına inancım sonsuz… Çünkü; bu çatının altında özveriyle, heyecanla ve enerjiyle “gazetecilik ve yayıncılık” yapacak Hürol Dağdalen, Mustafa Akbaş , Abdullah Çelebi, Kıvanç Yağcıoğlu, Murat Tepe, Yusuf Tomruk ve Demet Kebapçılar gibi birçok değerli arkadaşım, kardeşim var… Hepsi de insana pozitif enerji veren, heyecanlı, mesleğini çok seven insanlar. Bu ekibe birbirinden güzel, birbirinden değerli birçok gazeteci daha dahil olacak. İnanıyorum ki; “Ne yaparsan yap, aşk ile yap” felsefesi, İzmir Gazetesi’nin yayın ilk yayın ilkesi olacak…

İşte bu yüzden “evet” dedim ve aynı heyecanla sarıldım kaleme… Bundan böyle aklımızın erdiği, gözümüzün gördüğü, mantığımızın süzdüğü her konuda, doğru bildiklerimizi bu sütunlarda paylaşacağız siz değerli okurlarımızla… Ne diyelim hayırlısı olsun… Allah utandırmasın…

NE DEĞİŞTİ, NE GELİŞTİ

Bu kadar girizgahın ardından gelelim sadede… Dediğim gibi her güncel yazılarımız da olacak, kimi zaman siyasi hayata dair düşüncelerimizi de paylaştığımız yazılar yer alacak bu sütunlarda ama, ilk girişi yıllardır ter döktüğümüz dalda, sporla yapalım dedim…

Çünkü gazeteciliğin mutfağından çıkıp, dinlenme moduna girdiğimiz  yaklaşık 2 yıldır, dışarıdan izledim sporda olup biteni… Kalemi elime aldığımda kendi kendime şöyle bir düşündüm, “ne değişti, ne gelişti o günden bu güne” diye…

EN BÜYÜK MUTLULUĞU ONLAR YAŞATTI

Fotoğrafın geneline baktığımızda aslında değişen de, gelişen de yok Türk Sporu adına.  Kendi insanımız, öz kaynaklarımızla yüzde yüz yerli tek başarımız, Ampute Futbol Dünya Kupası’nda, Milli Takımımız’ın ikinciliği elde etmesi oldu bana göre, son yıllarda. Alınlarından öpüyorum onları. 

Şimdi; “Vakıfbank’ın voleyboldaki dünya kulüpler şampiyonasında üçüncü kez adını zirveye yazdırdığını, Fenerbahçe’nin basketbolda Euroleague başarısını, Atletizmde Ramil Guliyev’in dünya şampiyonluğunu unuttun mu?” diyeceksiniz. Tabii ki unutmadım. Hepsini alkışlıyorum ama, “Keşke Vakıfbank’ın ilk altısında 4 yabancı değil de, 6 Türk oyuncu olsaydı… Keşke Fenerbahçe’nin Panathinaikos’u yendiği o son finalde kadrosunda iki değil de, 12 Türk oyuncu yer alsaydı. Keşke Ramil Guliyev Azeri asıllı değil de, kendi yetiştirdiğimiz bir Türk asıllı bir altet olsaydı” diye düşünmekten kendini alamıyorum. Çünkü parayla değil, emekle yetiştirilenlerin kaldırdığı kupa daha anlamlı geliyor bana…

ÖRNEK VAR GÖREN YOK

Milyonların ilgilendiği futbolda bir bakın… Borcu 10 milyar liraya yaklaşan dört büyükler yine yabancı oyuncular için emekli cenneti…  Hiçbir kulüp; Altınordu’ya Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder, Barış Alıcı, Berke Özer ve Alican Özfesli gibi oyuncularının satışından 18.7 milyon Euro kazandıran, yani bir diğer deyişle para bastıran örnek “yetiştiricilik projesi”ni dikkate almadı mesela… O yüzden Süper Lig’de bu sezon 63 ülkeden 284 yabancı futbolcu forma giyiyor.  

GÜNDEM HEP AYNI

Kadrosundaki yabancıların değeri 61 milyon euroyu aşan F.Bahçe küme düşme potasında… Yabancılarının değeri 73 milyon Euro olan Galatasaray, 63 milyon euroyu aşan Beşiktkaş, Süper Ligi forse edip Arap sermayesine göz kırpan Başakşehir’in  6 puan gerisinde… Bunun zararı sadece, yine borç yapılandırması peşine düşen dört büyüklerin kasasına değil. Milli Takıma da tabii ki. Bu değişmeyen, gelişmeyen çürümüş sistem yüzünden A Milli Takımımız, gurbetçilere sarılmış durumda. Basketbolda ve diğer branşlarda da durum pek farklı değil. O nedenle Baby Dixon’u  “Ali Muhammed” yapmadık mı? Birçok devşirme atletle pistlerde başarı aramadık mı? 

YÜREKLERE SU SERPTİLER

Peki İzmir kulüplerinde durum nasıl?.. Mehmet Sepil yönetiminde Süper Lig’e kapağı attıktan sonra, burada kalıcı olma yolunda önemli aşama kaydeden Göztepe ve iki yıl üst üste şampiyonluk yaşadıktan sonra amatör kümenin eşiğinden, Süper Lig’e göz kırpar duruma gelen Altay, yüreklere su serpen iki takımı İzmir’in. Misyonunu “Türk Futbolu’na genç değerler kazandırmak” olarak belirleyen Altınordu, taraftarlarının “Süper Lig” beklentisini sürekli ertelemesine rağmen bana göre doğru yolda. 

YARIM PORSİYON AYDINLIK

Karşıyaka ve Bucaspor ise İzmir’in “hayal kırıklığı” olarak çıkıyor son yıllarda karşımıza. Karşıyaka gibi asırlık çınarın, hesapsız harcamaların yarattığı borç batağı yüzünden 3. Lig girdabında boğuşması acı verici…2010-2011 sezonunda Süper Lig’de mücadele eden Bucaspor’un ise 8 yıllık süreçte 3. Lig’e kadar gerileyip, burada yaşam mücadelesi vermesi kahredici… Yani bir yanda Göztepe ve Altay ile heyecanı, Altınordu’nun örnek sistemiyle gururu yaşayan İzmir, diğer yanda KSK ve Bucaspor ile futboluna düşen karanlık gölgenin üzüntüsünde. Yani İzmir futbolu açısından durum, yarım porsiyon aydınlık…

ALTAYLILAR DİKKAT

Bir de unutmadan… 105. Kuruluş Yıldönümü’nü kutlayan Altay’da yaşanan gerginlik, hiç hoş değil bence. Taraftarların antrenmanda futbolcuları tehdit edişi ve yönetimden buna gelen doğal tepki. Bunlar siyahında aydınlığı, beyazında asaleti taşıyan Büyük Altay’a yakışmıyor yani. İki sezon üst üste camiaya şampiyonluk coşkusu yaşatan yönetimin kredisinin çok daha fazla olması gerek bana göre… Genç Başkan Özgür Ekmekçioğlu’nun birlik, beraberlik mesajlarının karşılık görmesi, Altaylıların iyi günlerdeki gibi sıkıntılı süreçte de birbirlerine sımsıkı sarılması gerek. Çünkü kaos ortamı ve gerilimin yaratacağı bir motivasyon bozukluğu, siyah-beyazlı kulübü hiç istemediği bir konuma getirebilir. Bizden söylemesi…


 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Feridun Feridun
Feridun Feridun - 5 ay Önce

Çok güzel bir yazı böyle usta gazetecileri bir arada görmek çok güzel. Hayırlısı olsun

Ertan Gürkan
Ertan Gürkan - 5 ay Önce

Hayırlı uğurlu olsun başarılarının devamını dilerim.Yorumların için ayrıca tebrik ederim

Ali Naki
Ali Naki - 5 ay Önce

Hoş geldin dost, hayırlı uğurlu olsun tekrar. Güzel İzmir’e Nice güzel , başarılı yazılara, yazmalara...

Firak Turhan
Firak Turhan - 5 ay Önce

Sevgili kardeşim çok sevindim yazılarını zevkle takip edeceğim

Sevgi Turhan
Sevgi Turhan - 5 ay Önce

Tebrikler yazılarınızı zevkle takip edeceğim

Dursun Özcan
Dursun Özcan - 5 ay Önce

Harika bir yazı...sistematik, yalın, açık ve net. Özlemişiz. Hoşgeldiniz, tebrikler.

Gürcan Kaptan Foça
Gürcan Kaptan Foça - 5 ay Önce

Tebrikler her sey gönlünce olsun denizlerin cılgın Kaptanı yazılarını merakla bekliyecem takıldıgın yer olursa ben buralardayım

Mehmet KARAARSLANOĞLU
Mehmet KARAARSLANOĞLU - 5 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık.
Hoş geldin. Hayırlı olsun.
Sevgiler....