banner7

Yeni bir siyaset modeli: Sakin güç

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Sandık iradesiyle iktidara gelenler, iktidarı kazandıkları yöntemlerle bırakma kuralına uymak zorundadılar! Bu satırlar yazılırken İstanbul ve Ankara’da tekrar sayım işlemleri sürmekte ve seçim sonrası AA’nın da YSK’nın da açıkladığı sonuçlara göre kazanan büyükşehir belediye başkanlarına mazbataları henüz verilmemiş durumda... İktidarın tüm gücüyle, çok ağır ithamlar ile sürdürdüğü seçim propagandasını, muhalefet partilerin liderlerini hapse attığını, hapse atmakla tehdit ettiğini, yandaş ve düşmüş medyası ile muhalefetin adayları hakkında kamuoyuna yalan haberler pompalandığını, devleti yönetenlerin kendinden olmayan vatandaşlarına nasıl terörist hain vs küfürleri ettiğini daha önceki yazılar da yazmıştık.

AĞIR ŞARTLAR ALTINDA

İşte tüm bu ağır şartlar altında girildi Türkiye’nin 3 büyük şehrindeki seçimlere. Muhalefet bloğu uzun zamandır ilk defa geçmişte başarılı yerel yönetim örnekleri göstermiş adaylarla halktan oy istedi. Seçim gecesi açıklanan –ve hala kesinleşememiş- sonuçlara göre bu strateji başarılı oldu. Fakat benim burada anlatmak istediğim adaylar, karakterleri vs ile ilgili değil. Seçim kampanyaları ile ilgili. Türkiye tarihi çok uzun bir aradan sonra SOFT POWER örneğini gördü. Görmekle de kalmadı çok büyük bir destekle, iktidarın tüm gücüne rağmen belediye başkanlıklarında bu örneği seçti. Amerikalı siyaset bilimci Joseph Nye, 80’li yılların sonunda dış politika literatürüne yeni bir kavram sunmuştur. Çift kutuplu dünyadan tek kutulu Amerikan süper gücünün artık agresif bir şekilde değil dünyayı yumuşak bir şekilde yönetmesi gerektiğini 2004'teki kitabında detaylı olarak anlatmıştır.

TUZAĞA DÜŞMEDİLER

Türkçeye SAKİN GÜÇ olarak çevrilmesini daha doğru buluyorum. 31 Mart yerel seçimler kampanyalarını dikkat ettiyseniz muhalefetin adayları bu stratejiyi benimsediler, kavgadan uzak, sert söylemlerden uzak, diğer tarafı ajite etmekten uzak bir dil benimsediler. Devasa mitingler yapmak yerine ilçelerde mini mitingler yaparak halka daha yakından dokundular. Çok akıllıca güttükleri bir strateji daha vardı. İktidarın, ekonomik krizi ve mutfaktaki yangını örtbas etmek için çıkardığı "Beka sorunu (?!)" tuzağına asla düşmediler. Genel seçim havasına sokmaya çalışanların oyununa gelmeden zeki manevralarla yerel seçimler gerçeğini halka kabul ettirdiler. Türkiye siyasi tarihinde uzun yıllar konuşulacak bir seçimde çok başarılı bir kampanya sürecine imza attılar.

Özellikle Ekrem İmamoğlu sakinliği ile yepyeni bir politikacı profili oluşturdu. Artık ülkemizde siyaset yapanlar için, siyasete girmeye hazırlananlar için örnek alacakları tek tip bir politikacı modeli yok. Yüksek sesle kavga eder gibi konuşmanın, karşısındakini azarlamanın, seçim sürecinde bile olsak muhaliflere ağıza alınmayacak sıfatlarla seslenmenin karşısında bir alternatif var artık. Başarının, sadece kabadayı politikacı modeli ile gelmediğini kanıtladığı için, alçakgönüllülük, tevazu, zerafet, güler yüzün de başarıyı getirdiğini kanıtladığı için 3 büyükşehirin belediye başkanlarına teşekkür etmemiz gerekiyor. Başka bir siyaset modelini mümkün kıldıkları için…

ÖNYARGIYI AŞTILAR

Seçim gecesi muhalefete oy vermiş neredeyse tüm seçmende "Bunlar Ankara’yı İstanbul’u bırakmazlar’’ dediğine şahit oldum. Demokrasi adına ne kadar üzücü bir ön yargı… Üstelik kurulduğu günden beri sandık iradesini her şeyden üstün tutan bir parti olduğunu söyleyen Ak Parti’nin bu şekilde eleştiri alması başta Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı’nın hoşuna gitmez. Ben yürütmenin başındaki Cumhurbaşkanının seçim sonuçlarını olgunlukla karşılayacağını ve herkesin düşüncesinin aksine bu sonuçların kendisine ve iktidarına yarayacağını düşünüyorum. Kendisini ve yönetimini eleştiren herkese hatta uluslararası camiaya Türkiye’de gerçek bir demokrasi olduğunu, iktidarın ve medyanın tüm gücüne rağmen muhalefetin de seçim kazanabildiğini göstermiş olacak. Ayrıca ülkenin yönetim şeklinden huzursuz olan yerli yabancı sermayenin seçim sonuçlarından sonra siyasete gelen denge ile birlikte Türkiye’ye daha kolay bir şekilde yatırıma geleceğini de umabiliriz.

AKLA SIĞMAYAN BAHANELER 

Bakmayın koltuğunu kaybetmekten korkan 3-5 siyasetçinin bağırış çağırışına, prim vermeyin sahibine yaranmak gayretiyle akla mantığa sığmaz bahanelerle seçimleri yeniletmek isteyen özgür basın(!) yazarlarına. Bu ülkeyi yönetenler de bunları biliyor, görüyor. Ve ne derseniz deyin Türkiye bu kamplaşmalardan yorulmuş, önümüzdeki seçimsiz 4 seneye konsantre olmak isteyen yurttaşlardan oluşmakta.

YORUM EKLE