31.12.2020, 13:22 87

Suyuna sahip çıkanlar...

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in son günlerde sıkça gündeme getirdiği susuzluk problemini takip ediyorum. “İzmir’in 320 günlük suyu kaldı” manşetleri dikkat çekiyor... Tabi hemen akla su tasarrufu geliyor ve yetkililier, ilgililer boşa harcanan suyun tehlikesine işaret ediyor.

Gündem beni anılarıma götürdü. 27 Mart 1994 yerel seçimleriyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Burhan Özfatura’nın görev dönemine. Daha seçim çalışmaları sırasında hazırlanan projeler içinde İzmir’in suyu ve Büyük Kanal Projesi ilk sıralarda yer alıyordu. 

Göreve geldiği taktirde İZSU Genel Müdürü olacağı bilinen, geçmişin DSİ Bölge Müdürleri’nden önemli isim Erol İnan seçim bürosundan projelere başlamıştı bile. Günün genç gazetecilerinden biri olarak bendeniz de gelişmeleri yakından takip ediyor, ilgiyle inceliyordum. 

Konuya o kadar ilgiyle yaklaşmış ve içine girmişim ki... Seçimler sonunda Sayın Burhan Özfatura’nın başkanlığa oturmasının ardından göreve gelen Erol İnan’dan İZSU Basın Danışmanlığı görevi teklifi geldi. 

Basın Danışmanlığıyla birlikte “İzmir’in suyu” konusuna çok hızlı bir giriş yaptık. Seçim bürosunda başlamıştı ya projeler, çok zor olmadı hayata geçirmek. Yanlız büyük bir sorun vardı ortada. İzmir halkına o günlerde günün 10 saati su verilebiliyordu. Farklı semtlerde, farklı saatlerde uygulanan su kesintileri yaşanıyordu. 

Bu durumun başlıca nedenleri vardı. Bunlara geçmeden önce bir ismi daha saygıyla anmak isterim. İZSU Basın Danışmanlığı yaptığım o süreçte kendisinden İzmir’in suyu adına çok şey öğrendiğim, teknik-taktik tüm detayları sıkılmadan anlatan ve öğreten, çok özel dosttu O... 
O günlerin Su ve Kanalizasyon İşleri Daire Başkanı Güven Ağar... İzmir’in yetiştirdiği nadide bürokratlardan biri. İşinin ehli, İzmir sevdalısı, tam bir beyefendi... Bütün gün İzmir’i dolaşırdık; eksikler, planlar, projeler, hizmetler adına... 

Neydi İzmir’in suyunda sorunlar? Öğrendiklerimden aktarayım...
Öncelikle su kaynakları yetersizdi. Mevcut suyun yüzde 98'i yeraltı kaynaklarından, yüzde 2'si Balçova Barajı’ndan temin ediliyordu. 
Yeraltı kaynakları, kente 100 kilometre uzaklıktaki Sarıkız, Göksu, Menemen civarındaki Kuzey Kaynakları olarak bilinen kuyulardan oluşuyordu. Bir de Halkapınar, Çimentaş, Pınarbaşı, Sarnıç, Güzelbahçe, ve Buca’daki şehiriçi kuyuları. 
126 Milyon metreküplük Tahtalı Barajı’nın önemi burada ortaya çıkıyordu, bir an evvel bitirilmeli ve devreye alınmalıydı.
11 yıl süren bir kuraklıktan çıkılmıştı ve bu süreçte mevcut kaynakların kullanımı sınırlanmış, İzmirli’ye verilen su günlük 10 saate kadar düşmüştü.
Bir başka sorun, yeraltı şebekesindeki kaçaklardan oluşan kayıplardı. Ciddi anlamda, var olan suyu şebeke arızalarından halka ulaştıramama durumu yaşanıyordu. 
Kaçak su kullanımı da dikkat çekerken, en önemli konunun su tasarrufu olduğu ortaya çıkıyordu. Düzenlenecek kampanyalarla İzmir halkına tasarruf bilinci anlatılmalı, boşa giden suyun, boşa giden hayatımız olduğu gösterilmeliydi.

Tam 1 yıl sonra; yeni bir su kaynağı olmaksızın, Tahtalı Barajı devreye alınmadan, uygulanan yöntemler, su kaçaklarının önlenmesi ve su tasarrufu sayesinde 23 Mart 1995 günü kente verilen su miktarı 19 saate çıkarıldı. 25 Ocak 1995 günü 16 saatle başlayan su verimindeki artış, beklenenden kısa sürede başarıya ulaşmıştı.

SU KULLANIMI VE MEDENİYET!..

O tarihlerde 2 Milyon 500 bin kişilik nüfusuyla İzmir, su tasarrufuna geniş bir katılımla destek vermişti. Ancak bu desteği sağlamak kolay olmadı. Kültürümüzde vardır; ucuz muhalefet teknikleri. Hala hem basında, hem de siyasette gördüğüm zaman çok basit bulduğum o teknik... Karşıdaki farklı görüştense, koşulsuz karalama, yıpratma tekniği. Boşa kürek sallama taktiği yani. 
O tarihlerde de biz yaşadık bu taktiği...
“Su hayattır, boşa harcamayalım” diye kampanyalar yürütüp, İzmir halkına “suyumuza sahip çıkalım” dedikçe, bazı çevrelerden “medeni olamama” eleştirisi aldık. 
Medeni olamama!..
Batı ülkelerinde su kullanımı teşvik edilirken, biz insanlara su kullanmamalarını öğütlüyormuşuz. 
Bu eleştirilere en güzel cevabı İzmirli verdi tabi. Başkan Burhan Özfatura’nın "daha çok suya daha çok tasarrufla" ulaşılacağı yönündeki sloganına hak veren İzmir halkı, su dağıtım saatlerinin uzatılabilmesi için gayret sarfetti.
Az su kullanmak değildi, öngörülen. Aşırı su israfına tepki göstermekti istediğimiz. O yüzden sloganımız “Suyumuza sahip çıkalım” idi. Sahip çıktı İzmirli; medeniyet vurgusu yapanlara inat. Çok sürmedi, anlatabildik derdimizi. Niyetimizin; duş alma, dişlerini fırçalama, evini silip süpürme hassasiyetini gösterip, "temizlik imandandır" diyenin hijyenine değildi, ihtiyacını görürken musluğu açık bırakanaydı. Muhalif olan da anladı zaten; özellikle o dönem görevde olan basın mensubu arkadaşlarımın olumlu yaklaşımıyla.
Zaten biz biliyorduk milletimizin; temizlik, hijyen konusunda, örnek gösterdikleri batı ülkelerinden çok daha medeni olduğunu.

Aradan geçti, 25 sene...
İzmir 5 Milyon nüfusa dayandı, su kaynakları da o dönemin iki katına ulaştı. Ama tasarruf bilinci değişmiyor, değişmemeli.

Küresel felaketler, su kaynaklarının yanlış kullanımı, doğa katliamı, ağaçlandırma yetersizliği gibi olumsuzlukları belli ki daha çok yaşayacağız. 

Yerel yönetimler, ne kadar su kaldığına işaret etmekle kalmamalı.
Su tasarrufunun önemini sıkça vurgulamak, bu konuda etkinlikler düzenlemek, su kullanımında örnek modeller oluşturmak, suyu iki kere kullanmanın yollarını bulmak, ihtiyaçtan fazla su kullanmamayı öğretmek şarttır. 

Bu bir aile terbiyesidir.

Doğru anlatımla millet suyuna sahip çıkacaktır. 

“Su hayattır, boşa harcamayalım”...
 

Yorumlar (4)
Güven Ağar 3 hafta önce
Sevgili kardeşim. O zor günlerdeki çabalarımızı çok güzel anlatmışsın. Hepsi gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Nerelerden nerelere geldik. Tahtalı devreye girdikten sonra rahatladık ancak kar ve yağmur yeteri kadar olmayınca sıkıntılar artıyor. Tahtalı barajında seviye çok düştü. Yeraltı sularıda ıyice azaldı. Seninde yazında belirttiğin gibi suyu tasarruflu kullanmak zaruri hale geldi. İzmir halkı bunun bilincindedir ve sıkıntıları aşacak anlayıştadır. Her zamanki gibi bu çok hassas konuyu çok güzel bir anlatımla yazmışsın. Kalemine sağlık. Bu vesile ile yeni yılını kutlar, tüm ailen ile birlikte sağlık, mutluluk, huzur ve şans dolu günler dilerim. Sevgiyle kal kardeşim.
Veysel Karadayı 3 hafta önce
Çok teşekkür ederim değerli abim. Emeklerinizi daha dün gibi hatırlıyor, saygıyla anıyorum. İyi yıllar, sevgiler.
Ahmet Duranlı 3 hafta önce
Bizdede istanbul büyükşehir belediyesi gibi su tasarruf başlığı dağıtımı yapılabilir
Veysel Karadayı 3 hafta önce
Haklısınız, kesinlikle yapılmalı. Ortak akıl hareketiyle daha bir çok yöntem halka aktarılmalı. İlgi ve destek için, çok teşekkürler.
12°
parçalı bulutlu
banner29