banner30

banner62

28.04.2021, 09:24 10

Peygamber Mesleği Terzilik

Beslenme, barınma ve giyim; insanlığın yaşam serüvenindeki en temel ihtiyaçlar. Yaşandığı çevrenin jeolojik yapısı ve iklim koşullarına bağlı olarak biçimlenen bu üçlü, zaman içinde gelişen kültürlerarası iletişim sayesinde modernleşen (?) bir evrim geçirmiş. Bunun sonucunda çok sayıda meslek, ya zamanla gelişen teknolojik değişimlere ayak uydurmuş, ya da tamamen yok olmuş. Gelin, giyim sektörünün bir numaralı sanatı olan terzilik mesleğinin nasıl evrildiğine bir göz atalım.

İlk insanın giysisi olduğu düşünülen “İncir yaprağı” konusunu bir kenara bırakacak olursak, ilkel insanlar öldürdükleri hayvanların deri parçalarını, hayvan kemiklerinden yaptıkları iğneler yardımı ile birleştirerek, hem iklim değişimlerinden korunmuş ve hem de bedensel çıplaklıklarını örtmüşler.

Milattan önceki dönemde yaşadığı kabul edilen Peygamber Hazreti İdris, bu ilkel giyim tarzına son veren ve iğne ile elbise dikimini başlatan ilk terzi olarak bilinir. Bu nedenle “Peygamber Mesleği” olarak da kabul edilen terzilik, Osmanlı döneminde en önemli el sanatlarından biriymiş. Özellikle bu dönem sonunda yaşayan gayrimüslim Osmanlı vatandaşları terzilik sanatının modernleşmesinde önemli katkılarda bulunmuşlar.

Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte başlayan “Kıyafet Devrimi” kapsamında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, içlerinde terzilerin de yer aldığı, farklı dallarda çalışan sanatçıları ve zanaatkârları yurt dışına eğitim almak için göndermiş. Paris’te terzilik mesleğinin en ince ayrıntılarını öğrenen Levon Kordonciyan, yurda döndüğünde uzun yıllar boyunca Mustafa Kemal Paşa’nın vazgeçemediği terzisi olmuş. Bu zamanda Türk modernleşme projesi kapsamında yeni giyim politikaları oluşturulmuş ve ulusal tasarım kültürünün gelişmesine olanak sağlayan Sümerbank gibi tekstil tabanlı dev yapılanmaların yolu açılmış. Daha sonra açılan “Kız Enstitüleri” de kadın terzilerin yetişmesini sağlamış. Bunları Halkevleri, Köy Enstitüleri, Olgunlaşma Enstitüleri ve Köy Eğitmenleri Yetiştirme Kursları kapsamında yapılan terzilik eğitimleri izlemiş.

1970’li yıllara gelinceye kadar bakkaldan sonra en yaygın meslek olan terzilik, 1970’li yıllarda başlayan hazır giyim (konfeksiyon) rüzgarı nedeniyle fire vermeye başlamış. İşte benim terzilik mesleği ile tanışmam bu zamana dayanır. İlkokula başladığım günün öğleden sonrasında tanıştığım bu meslek sayesinde milimetrik düzeyde hatasız işlere ne kadar yatkın olduğumu anlamıştım. Temizlik nedir? Önce onu öğreniyorsunuz. Her gün usta gelmeden önce dükkanı silip süpürmek birincil görev. İkinci iş olarak, demir ütü (kömürlü ütü) içindeki dünden kalma külleri temizledikten sonra, odun kömürlerini yukarı doğru daralan koni şeklinde koyup, içine gazlı pamuğu yerleştiriyorsunuz. O zamanın Yak kibriti ile gazlı pamuğu alevlendiriyorsunuz ve kömürlerin köz haline gelmesini bekliyorsunuz. Bu sırada açığa çıkan karbondioksit nedeniyle, her ütü yakışımdan sonra birkaç saat başımın ağrıdığını anımsıyorum.

Ve ilk ders. Ustamın gösterdiği şekilde sol elimin orta parmağına yerleştirilen yüksük yardımıyla iğneyi bir beze batırıp çekme işini öğrenmek. Bu hareketi seri bir şekilde yapıncaya kadar günlerce uğraşmıştım. İkinci ders ilik açma, düğme dikme ve paça yapma. Bunlar çıraklık döneminin işleriydi.

Ortaokul son sınıfa rastlayan Kalfalık dönemimde “Brother” marka dikiş makinasında pantolon ve gömlek dikimini de öğrenmiştim. Ustalık makamına erişmeye ramak kalmıştı ki, kendimi hazır giyim fabrikasında bulmuştum. 1980 askeri darbesi öncesine rastlayan bu dönemde, sadece kol manşeti ve yaka dikiminde bir robot gibi çalışmıştım. Bu dönemde “Tüfek icad oldu mertlik bozuldu” deyimini doğrularcasına üretilen 5 iplikli tam otomatik makinalar, hem el emeği ile yapılan dikişleri devre dışı bırakmış, hem de klasik terzi dükkanlarının birer birer kapanmaya başlamasına yol açmıştı. Ayakta kalabilen terzi dükkanları ise, hazır giyimden kaynaklanan tamir işlerini yaparak yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyorlar.

Lise sona kadar sürdürdüğüm bu meslek, bana giyimin insanın kişiliğini yansıttığını öğretti, birbirinden bağımsız gibi görünen parçaları birleştirme gücünü, sabretmeyi ve tasarlama yeteneği kazandırdı. Bu bağlamda, Jeoloji eğitimini aldığım Üniversite yıllarımda terzilik mesleğimin bana kazandırdığı özelliklerin ciddi katkıları olmuştur. 30 yılı aşkın süredir devam eden üniversite hocalığım sırasında öğrencilerime salık verdiğim gibi, günümüz gençlerine de ikinci bir meslek edinmelerini şiddetle öneriyorum. En azından kendi söküklerini dikmeleri için…

Yorumlar (1)
Kaygusuz 2 ay önce
Hocam, ben de manifaturacı çırağı olarak başladım iş hayatıma. Çocukluğumdaki o iş deneyimi bana insanlarla iletişimi ve iş başararma duygusunu öğretti. Önerinize katılıyorum. Herkesin bir B planı olmalı...
31°
parçalı az bulutlu