27.10.2020, 00:01 193

Lotus- Çamurdan gelen güzellik

Menemen’de yeni açılan, SPA’nın dinlenme salonundayım. Tesisin her yerinde, Faik amcanın dinginliği, huzur dolu sakinliği ve oğullarına geçen mükemmelciliği var. Zaten ismini de vermiş tesise, FTLotusLife. Sauna, buhar ve kar üçgenini takip ettikten sonra dinlenme salonunun tavanındaki manzarayı izliyorum.

Sanki bir ormanın içinde gökyüzüne bakar gibi bir duygu. Masaj salonundan tipik SPA müziği geliyor. Biliyorum biraz sonra uyuyakalacağım.

Manzara resmi nerede çekildi merak ediyorum.

BOHEMIA

Bohemia, Çekya (eski Çekoslavakya’nın Çek Cumhuriyeti kısmı) kırsalına deniyor. Tarihi boyunca nadiren tam özgür kalabilmiş muhteşem bir ülke Çekya. Tarihi tamamen korunmuş şehirleri (savaşmadıkları için belki), muhteşem kırsalı ile Avrupa’lı entellektüellerin gözdesi olan bir bölge. Defalarca gittiğim bence Avrupa’nın en güzel şehri olan Prag’da bir kongre için bulunuyorum. Her zaman yaptığım gibi öğrenci hostellerinde kalıyorum. Üniversitenin verdiği sınırlı bütçe aslında orta halli bir otel tutmama yetiyor ama ben şehir merkezinde bir hostel tutuyorum. Saat kulesinin tam karşısında, şehrin kalbinde bir apartman dairesi. Odamı altı tane dünyayı gezen üniversite öğrencisi ile paylaşıyorum. Tek dolabım yatağımın altındaki baza, eşyalarımı içine bırakıyorum. Bir gün önce Afyon’dan otobüsle Istanbul’a geldim. Bütün gün Istanbul’da gezdim. Her zamanki gibi muhteşem bir şehir, sonra gece geç vakit, havalimanı ve sabaha karşı bindiğim uçak, bütün gün sırt çantamla Prag’da dolaştım. Ayaklarım sızlıyor, çok yorgunum. Hemen uzanıyorum ve uyuyorum.

Odada kim var, kim yok bilmiyorum. Mp3 çalarım var, onu kulaklarıma takıyorum ve listeden çalıyor ve ben hiç bir şey duymadan uyumaya başlıyorum. Gece saat 3 gibi biri omzumu dürtüyor. Güçlükle uyanıyorum, etrafımda karanlıkta seçebildiğim öfkeli 5 tane baş bana bakıyor, sanırım uyuyamamışlar. Uyurken çıkarttığım gürültüden. Başların etrafında öfkeli çizgileri görebiliyorum karanlıkta, özür diliyorum hepsinden, çok yorgun olduğumu söylüyorum. Tekrar uyuyorum. Benimki horlamak değil gürlemek, tahmin ediyorum. Genelde kendi horultumdan uyanırım ve bu etrafı daha az rahatsız eder ama bu kez çok yorgunum uyanmaya fırsatım olmamış.

Sabah uyandığımda etrafımda gençlerin o muhteşem enerjisi var, gece yaşadıkları acı tecrübeyi çabucak atlatmışlar, hepsi neşeli. Yan taraftaki yatakta, Avusturyalı bir öğrenci var. Sehpayı göstererek bütün gece kafamı bu sehpaya dayadığımı söylüyor, gülüyor. Onun yanındak İspanyol öğrenci ise dün geceden sonra huzur bulmak için dağcılığa başlayacağını söylüyor, karşıdaki Fransız ise Nepal’e gitmek istediğini… Gülüyorlar, hepimiz gülüyoruz. Hazırlanırken kısa bir sohbet ediyoruz, nereden gelmişler, ne okuyorlar falan. İlginç olan hepsi Çekya’yı gezecek ama ne tarafını gezecekleri ile ilgili bir fikirleri yok. Bu gün karar verecekler. Gezgin ruhu. Çok severim.

Yol ayrımlarında karar vermek ve hayatı akışına bırakmak. Aslında hazine, yolun sonunda değil. Yolun kendisi…

Sunumum, bir gün sonra. Üniversiteden bir grup hoca ile yaptığımız çok da gururlandığımız bir deneysel çalışmayı sunacağım. O gün kongre kayıtları var, dolayısıyla tüm gün bana ait. Çok merak ettiğim Bohemia kırsalına gidebilirim. Hostelin sahibine soruyorum, haritada en yeşil alanı gösteriyor, Çekya’nın kırsal bölgesi sınırların gösterilmediği Avrupa haritasında Bohemia olarak işaretlenmiş, hostelin sahibi de benimle birlikte görüyor ve şaşırıyor. Trenle gidebileceğimi söylüyor.

***

Sora sora treni buluyorum, Doğu Avrupa trenleri Sovyetler döneminden kalma, eski ve sağlam, raylar daha geniş, trenlerde daha geniş. Sallanarak bir saatlik muhteşem bir yolculuk yapıyoruz. Yolun sonundaki bir köyde iniyorum. Yavaş yavaş köyün her tarafını dolaşıyorum. Temiz sokaklar, sakin insanlar, tek katlı şirin bahçeli evler. Bahçeleriyle uğraşan yaşlı insanlar. Köyün ortasındaki meydana bakan alanda bir park var.

Banka uzanıyorum. Ormanın içinden gökyüzü görünüyor. Rüzgarla danseden selvi ağaçları, huzur dolu bir şarkı söylüyorlar. Selvi yapraklarının hışırtısı, ağaçların arasından sızan mavi-sarı bir ışık. Manzara SPA’nın dinlenme salonundaki manzarayla aynı. Bohemia. Uyuyakalıyorum.

LOTUS

Lotus çiçeği Asya’da kutsal kabul edilen çiçeklerdendir. Her renginin ayrı bir anlamı vardır. Nilüfer çiçeği. Kökleri çamurda olup, suyun üzerine lekesiz çıkan, yapraklarında ve çiçeklerinde tek bir çamur lekesi olmayan bir çiçek. Dönüşümün (metamorfoz) simgesidir.

Doğada her şey dönüşür. Hayat (çembersel) bir döngünün üzerine kuruludur. En temel yasası ise her şeyin geçici olduğudur.

Eğitime, fazlasıyla kafayı taktığım yıllarda mavilotus adında bir blog sayfası kurduk yakın arkadaşlarımla ve öğrencilerimle. Hepsinin emeği olan bir sürü yazı yayınlandı sayfada. Açık bilgi içeren, travma, kanser, yaşlı bakımı gibi toplumu ilgilendiren halk sağlığı sorunlarına yönelik eğitim yazılarının yanı sıra pek güzel felsefe yazıları yazıldı. Belki ismi yüzünden (www.mavi-lotus.org ).

Mavi Lotus, eğitimin, eğitimle dönüşümün simgesidir. Çamurun içinden gelip tertemiz, muhteşem kokan bir çiçeğe dönüşmenin tek yolu iyi bir eğitimdir. Eğitim derken, sadece bilgiyi kastetmiyorum. Bilgi önemlidir ama iyi davranış ile desteklenmiyorsa eğitimli insan toplumun başına bela olur. Cahillik iki türlüdür. Cahil olduğunu bilen ve bilmeyen cahiller. Cahil olduğunu bilenler (benim gibi) öğrenerek bu açığı kapatmaya çalışırlar. Bu sebeple genellikle susan ve belki soru sorarak kaynağı emmeye çalışan insanlar kategorisine gireriz.

ENFORMASYON ÇAĞI

Bilginin bu kadar kolay ulaşıldığı bir çağda eğitim neden önemli olsun ki? Çocuklara baktığımda yaşadıkları enformasyon bombardımanı onları bir çeşit kolaycılığa alıştırıyor. Aslında hepimiz o kolaycılığa alıştık. Kafamıza takılan herseyi profesör google’a soruyoruz. Bir kaç saniyede yanıt veriyor. Her soruya binlerce yanıt. Akıllı olanlar birkaç kaynaktan bakıyor, çoğumuz ilk sıradakini okuyup ona inanıyoruz. İstatistiksel olarak google en özgün ve en çok rating alan yazıyı en üste taşıyor. Harika bir istatistik programı, zaten yazanlarda istatistik üzerine uzmanlaşmış iki matematikçi. Hayatımızı değiştiren iki dahi. Tarihe yön veren mi demeliydim bilemedim.

Çok bilindik bir laftır, en çok satan kitaplardan biri olan Secret (sır anlamına geliyor) Migros marketlerinde satılmaya başladığında söylenmişti. Hiç bir sır marketlerde satılmaz diye.

Emek ister, yıllarca araştırmak üzerinde düşünmek ister. Tortu ister. Yavaş yavaş çöker bilgi tortusu. Geniş bir havuza çay bardağı ile su doldurmaya benzer insanın eğitimi. Doldurmak için o çay bardağı ile taşınması gerekir. Havuzu birden doldurursanız (enformasyon çağı) dolu bir havuza başka bir şey koyamazsınız.

Günümüzde insanların her şeyi bilmesi bundan kaynaklanıyor belki.

Hazine yolun sonunda değil aslında, yolun kendisi…

SAUNA-BUHAR-KAR

Afyon’da her pazar rutinimizdi sevgili dostum Rıfat Yağmur ile. Şehrin bir ucundaki evimden beni kocaman kamyonet gibi jipiyle alırdı. Kışın ayazında sıcacık olurdu içerisi. Her zaman arabaya binerken, şöyle yandan yamuk bir ağızla (müstehzi) beni süzer, o gün açacağı kafa sorusu ile ilgili bir şey söylerdi. Sonra bütün akşam o kafa sorusu neyse onun üzerinde konuşurduk. Bilinçli olarak yapılmış bir şey değil. Bazen bir atasözü. Bazen gündeme ait bir konu. Bazen benim ya da onun çoğunlukla komik ve ama bizim çok önemsediğimiz (aslında önemsiz) sorunlarımız ile ilgili muhabbetler.

Şehrin öbür ucundaki Oruçoğlu Otel'e giderdik. Yarısı açık yarısı kapalı bir havuzu vardı otelin. Sauna, sıcak havuz, soğuk havuz ve bahçede açık havada genel de varolan karın üzerinde yuvarlanmamız.

Hep bu zinciri takip etti.

Afyon’da Tıp Fakültesi’ne öğretim üyesi olarak başladığımda, spor hastası bir adam olduğum için hemen üniversitenin tesislerine gitmiştim. Salonun girişinde sol tarafta beden eğitimi öğretmenlerinin oturduğu camlı bir oda vardı. Oraya daldım. Masada Rıfat oturuyordu. Orada tanıştık. Ne anlattım hatırlamıyorum. Yamuk bir ağızla (müstehzi) beni dinledi. Saygılı ama samimi bir tavrı vardı. Ama kış günü Afyon'un ayazında motorsikletle gelen bu uzun boylu garip adam değişik gelmişti sanırım, sonra çok iyi arkadaş olduk. O kış, Akdağ’a gittik, dört dağcı üniversite öğrencisi ve Sorkun belediye başkanı ile. Bizi araç belli bir noktaya bırakmıştı. Otuz santimetreye yakın yumuşak kar vardı ve Ali o zaman 12-13 kilometre boyunca iz açmıştı. Sanırım Ağrı dağına tırmanmak için hazırlanıyordu kendisi de Sorkun’luydu. O zamanki belediye başkanı da dağcıydı. Akdağ vahşi tabiat milli parkı olarak geçiyor. Sandıklı’nın Sorkun ilçesine bağlı. Denizli ile Sandıklı arasında bir dağ sırası ve muhteşem vadilerden oluşuyor. Yılkı atları, kızıl gerdanlı akbabalar, artık soyu tükenmekte olan alageyikler ve bozkurtlar var. Vadiden indiğimizde nehir kenarında su içen yılki atları ile karşılaştık. Yılkı atları, artık yaşlanan ve sahipleri tarafından doğaya bırakılan atlar. Bir çeşit emeklilik diyebiliriz. Sonra doğada çoğalıp atalarının vahşiliğine dönüyorlar. Normalde insanlardan kaçarlar ve sürü halinde dolaşırlar ama o kış kıyamette yaylada insan görmeye alışık değiller. Bizi görünce şaşırdılar ama kaçmadılar. Biz de selam verip geçtik yanlarından.

Güneşli birgündü. Kocayayla'ya çıktığımızda mola vermiştik. Ben de soyunup kara girmiştim.

Ondan sonra bu kar banyosu alışkanlık oldu Rıfat ve bende.

Akşamına tipi başlamıştı, kamp yapacağımız alana son yüz metre emekleyerek geldiğimi hatırlıyorum, sanırım o son yüz metre en zorlu kısmıydı benim için. Sonra metruk bir binanın içinde çadır kurup kalmıştık. Uyumadan önce kültür fizik yaptık, kaslardaki laktik asit ağrıdan bizi uyutmaz diye.

Güzel deliksiz bir uyku sonrası nefis bir yayla sabahına uyandık. Daha kalınlaşmış kar üzerinden geri döndük, bu sefer bizi kar kürüyen vinç ile aldılar dün bıraktıkları yerden, araçlar çıkamamıştı.

Afyon’dan hatırladığım, sauna buhar kar banyosu yaptığım kış aylarında hiç hastalanmadığım.

Ani yaşanan şoklar vücudu güçlendiriyor. Vücudun tadında bir strese ihtiyacı var. Bazen ani şoklamalar onu kendine getiriyor. Fabrika ayarlarımıza dönüyoruz. Afrika savanlarında yada Sibirya buzullarında yaşayan atalarımız gibi dibine kadar hayatın zorluklarını hissediyor, yaşadığımızın farkına varıyoruz.

Ben böyle zorlu yolculuklardan, sonra dingin bir mutluluk hissederim. Genlerimde taşıdığım, dağlı insanların zorlu geçmişlerine bir selam gönderirim.

SORUN

Bir keresinde bütün akşam o zaman 5 yaşında olan kızım Defne’nin zekası ve yeteneklerinden bahsetmiştim Rıfat’a. Birlikte bir hafıza serisi çalışıyorduk. Sonunda bir de zeka testi yapmıştım. Rıfat sakin sakin dinledi her zaman ki gibi arada sorular sorarak. Akşam eve beni bırakırken, gene her zamanki gibi uzun uzun baktı, yamuk bir ağızla (müstehzi)

“Çocuklarınız sizden daha zeki görünüyorsa, sorun sizden kaynaklanıyor olabilir adamım” dedi.

İki çocuğum da benden daha zeki ve yetenekliler.

Boynuz kuşağı geçer derler. Bu her kuşak için böyle sanırım. Hep daha iyiye doğru bir evrim. Biz farketmesek de yaşadığımız çağ insanoğlunun geldiği en müreffeh, en zengin çağ. Aynı zamanda insanoğlunun en mutsuz olduğu ve en çok şikayet ettiği…

Hayatım boyunca öğrenci kaldım, bu ruhumu genç tutuyor. Her zaman merak edecek, tutkuyla peşine düşecek soru(n)lar buluyorum.

“Gelişmek için tek ihtiyacımız sorunlardır”. Sorunlar olmasaydı bilim olmazdı, alet geliştirmezdik, şehirler kurmazdık. Sorunlarımız olmasa, yaşadığımız konforlu hayatın kıymetini bilmezdik.

Sorunlarınız çok olsun.

Sıcak ile soğuk (iki cehennem) sizinle olsun, ılık bir rüzgar (cennet) hep ruhunuzu ısıtsın…

Meraklısına

Lotus çiçeği:

https://mavi-lotus.org/?s=nelumbo

https://tr.wikipedia.org/wiki/Lotus_(bitki)

https://en.wikipedia.org/wiki/Nelumbo

FTLotuslife Spa&Wellness

www.ftlotuslife.com

Oruçoğlu Otel

www.orucoglu.com

Yorumlar (0)
açık
Namaz Vakti 27 Kasım 2020
İmsak 06:32
Güneş 07:59
Öğle 13:04
İkindi 15:37
Akşam 17:59
Yatsı 19:20
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 8 20
2. Fenerbahçe 9 20
3. Galatasaray 9 17
4. Gaziantep FK 9 14
5. Karagümrük 9 13
6. Başakşehir 9 13
7. Beşiktaş 8 13
8. Konyaspor 8 12
9. Rizespor 8 12
10. Kasımpaşa 9 12
11. Hatayspor 7 12
12. Göztepe 8 11
13. Malatyaspor 8 11
14. Sivasspor 8 9
15. Trabzonspor 9 9
16. Antalyaspor 9 9
17. Erzurumspor 8 8
18. Kayserispor 8 7
19. Gençlerbirliği 8 5
20. Denizlispor 8 5
21. Ankaragücü 7 2
Takımlar O P
1. Altınordu 10 20
2. Adana Demirspor 9 18
3. Ankara Keçiörengücü 10 18
4. Tuzlaspor 9 18
5. İstanbulspor 9 17
6. Samsunspor 10 17
7. Giresunspor 9 15
8. Bursaspor 10 14
9. Balıkesirspor 10 14
10. Altay 8 13
11. Akhisar Bld.Spor 10 13
12. Adanaspor 9 12
13. Ümraniye 10 10
14. Bandırmaspor 10 8
15. Boluspor 10 7
16. Menemen Belediyespor 8 6
17. Ankaraspor 9 5
18. Eskişehirspor 10 1
Takımlar O P
1. Tottenham 9 20
2. Liverpool 9 20
3. Chelsea 9 18
4. Leicester City 9 18
5. Southampton 8 16
6. Everton 9 16
7. Aston Villa 8 15
8. West Ham 9 14
9. M. United 8 13
10. Crystal Palace 9 13
11. Arsenal 9 13
12. Wolverhampton 8 13
13. Man City 8 12
14. Leeds United 9 11
15. Newcastle 9 11
16. Brighton 9 9
17. Burnley 8 5
18. Fulham 9 4
19. West Bromwich 9 3
20. Sheffield United 9 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 10 23
2. Atletico Madrid 8 20
3. Villarreal 10 19
4. Real Madrid 9 17
5. Cádiz 10 14
6. Granada 9 14
7. Sevilla 8 13
8. Valencia 10 12
9. Elche 8 12
10. Getafe 9 12
11. Real Betis 9 12
12. Barcelona 8 11
13. Osasuna 9 11
14. Deportivo Alaves 10 10
15. Eibar 10 10
16. Athletic Bilbao 8 9
17. Real Valladolid 10 9
18. Levante 9 7
19. Huesca 10 7
20. Celta de Vigo 10 7
banner29