banner7

Selçuk Dinçer: Kültür ve sanat bizi hedefe ulaştırır

Kukla, yakın zamanda İzmir’le özdeşleşmiş bir sanat olayı… Dünyanın yıllardır peşinde koştuğu, marka kentler yarattığı kukla dünyası, bu yıl 13. kez İzmirliler’le buluşuyor. Her yıl, dünyanın ünlü kukla tiyatrolarının katıldığı, sanat yönetmenlerinin katılmak için davet beklediği İzmir Kukla Günleri’nin, dünyada bir “İzmir markası” haline gelmesini sağlayan bir sanat emekçisi var, Selçuk Dinçer… Uluslararası Kukla  Günleri Direktörü Selçuk Dinçer’i, kukla festivalinin ilkini düzenlediği günden beri çok iyi tanıyorum. Kuklayı topluma benimsetmek için verdiği o inanılmaz mücadeleyi, sabrını, moral veren gülümsemesini, insana saygısını, uluslararası çapta büyüttüğü sanat emekçiliğini adım adım izledim. Her organizasyonuna katılmaya özen gösterdim. Her yıl ondan, kuklaların hayata bakışından çok şey öğrendim,  öncelikle de kuklanın iple oynatmaktan ibaret olmadığını… Bu yıl da her türlü ekonomik zorluğa karşın Kukla Günleri’nin 13. kez kapısını açıyor Selçuk Dinçer… Onunla Mistral’in 45. katında keyifli bir sanat sohbeti yaptık.

BİR SANAT MARKASI

- Sevgili Selçuk Dinçer, yıllardır İzmir’de çok büyük çabalarla bir kukla dünyası yarattınız. Dünyaya İzmir’in kapılarını açtınız. Sizce İzmir’de başka bir sanat markası var mı? 

- Evet, kukla İzmir’in dünyadaki markası oldu. Şimdi Avrupa’da kukla dendiğinde akla İzmir’de geliyor. Ancak İzmir, bir kültür başkenti olacaksa, çok uzun bir yol var önünde… Öyle kestirme yollarla hedefe varılmaz. Aksine uzun ve meşakkatli yoldur. Dünyada sanat başkenti dediğimiz şehirler de uzun yollardan geçerek bu ünvana kavuşmuş… Çok sağlıklı planlamalar yapmak gerekiyor.

- Söylemekle, söz vermekle olmuyor yani…

- Evet birileri ‘İzmir’i kültür sanat başkenti yapacağız’ diyor hep… Çok güzel bu bir hedef, bunu İzmir’de paylaşmayacak insan yok. Peki nasıl yapacağız. Bir kentin bu alanda dünyaya sesini  duyurabilmesi için çok güçlü markalara ihtiyaç var. Bunun için de bana en az 20 tane sanat festivali göstermeniz gerekiyor.  Müzik, sinema, opera, plastik sanatlar, tiyatro alanında… Şimdi İzmir’in iki müzik festival var. İKSEV’in emek verdiği biri caz, bir de müzik festivali…  İkisi de süper…  Bir kukla festivalimiz var. 13. yılını yapıyoruz. Bu konuda tevazu göstermeyeceğim, çünkü bunu hak ettik.

- Bize 13 yılda, kukla günleriyle İzmir’de neler kazandırdığınızdan söz eder misin?  

 - Bugün İzmir’in en güçlü kültür markası kukla. Çünkü 24 ülkeden sanatçı getiriyoruz.  Dünyanın uzaktan beğeniyle izlediği bir festival yapıyoruz. 12 çok farklı ve büyük festivallerden direktörler geliyor. Bu çok büyük bir adım… Dünyayla çok büyük network oluşturduk.   Sürekli alanın önemli kişi ve kurumlarıyla iletişim içindeyiz. Biz de onları yakından izliyoruz. Birçok ülkeden, farklı festivallerden davet alıyorum. Mesela son olarak Romanya’daydım. Bana “Festivali Türkiye’de nasıl yaptınız” diye sorup konferans vermemi istediler. Çok önemliydi benim için. 12 yılda gerçekten önemli  işler yaptık.  Kendi alanında tanınan bir markayız artık… Bir çabayı daha fazla göz ardı etmemek lazım, kısa film festivali…  İzmir’in bir değeridir bu festival de… Sayabileceğimiz markalardan bir başkası da yok… İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin  ‘Tiyatro Günleri” de  önemli bir çabadır ama uluslararası alana taşınamıyor.

- Peki ne yapmak gerekir?

- Dünyada her festival  bir küratörün omuzlarında yükseliyor. Gelişmeleri yakından izleyen, sanatı bilen, izleyiciyi çok iyi tanıyan, nerede ne yapılması gerektiğini bilen, en doğru programlamayı  yapan, dünyayla iletişim halindeki kişidir küratör… Yani artistik direktör, sanat yönetmeni… Bence İzmir Tiyatro Günleri’nin en önemli eksiği bir küratörün olmaması…  Yoksa Tiyatro Günleri çok aktif hale gelebilir.

TİYATRO ARAYIŞ İÇİNDE

Şimdi gelelim bu yıla, yani ay sonunda başlayacak 13. Uluslarlarası Kukla Günleri’ne… Neler izleyeceğiz?

- 12 yıl önce modern kukla sanatı ülkemizde tanınmıyordu… Biz buradan çıktık yola.. Böyle bir sanat dalı var, birçok ülkede çok güçlü bir marka diye tanıta tanıta… Şimdi bakın, artık tiyatro dahi arayış içinde.. Örneğin Fransa’da kukla, geleneksel tiyatronun önüne geçti. Şimdi tiyatroya yeni elementler katmaya çalışıyorlar.  Kukla da bunlardan biri… Çünkü kukla kendini sürekli geliştiriyor. Karşılığında da sanatçılar yeni  şeyler üretme çabasına girişiyorlar. Bugün kukla artık ipli kukla, el kuklası gibi konvansiyonel  formların çok dışında…

- Peki buna örnek gösterebilir misin?

 -Elbette, 1 Mart’ta Sabancı Kültür Merkezi’nde sahnelenecek olan “Yaşayan Tablolar” … Burada tablolardaki figürler canlanıyor. Şimdi diyeceksiniz ki kukla bunun neresinde… İşte kukla orada… Bu oyun, bugün dünyadaki festivallerin el üstünde taşıdığı bir gösteri. Kuklanın geldiği noktalardan biri, işin içinde canlandırma olan her şey… Burada da tablolar canlanıyor… İşte bir şey canlanıyorsa kuklanın alanına giriyor. Bunun dışında 24 ülkeden 42 sanat topluluğu festivalimize katılıyor. Festival kapsamında birçok Türk sanatçının gösterisi de yer alacak.

Turizmin gelişmesi için 5 sanat unsuru gerekli

TİYATRO SALONLARI:  Çok acil tiyatro salonlarına ihtiyaç var. AASSM gibi çok iyi bir konser salonumuz var, opera da yapılıyor ama sadece tiyatro için salon yok İzmir’de… TEMATİK TURİZM: Bu kentin gelişmesi  için tematik turizm yaratmaya ihtiyaç var. Turist bu kente neden gelsin, şapkamızı koyup düşüneceğiz. Öncelikle kültür sanat etkinlikleri olmalı. Bu kentte yaşayan kaç tane gerçek ressam var, sokaklarda kaç tane heykel var, bilmeliyiz.

SANATSAL ÜRETİM:  İzmir sanatsal üretim yapılabilir hale gelmeli… Bunun için sanatçılara yeni alanlar kazandırmalıyız. İzmir’de yetişenler, başka kentlere gitmemeli.

SANAT İZLEYİCİSİ: Bu kentin insanını  sanat izleyicisi kılmak lazım… İzmir’in insanı ince ruhludur. Sanatı sever, kültürel etkinlikleri destekler, izler. Ancak bunu yürekte yaşamak lazım… Sanata karşı duyarlılığı sürekli hale getirmek lazım.

SANAT FESTİVALLERİ: İzmir’in uluslararası alanda 5 festivali var. Bu sayı artırılmalı, 15 tane daha festivali olmalı… 20 nitelikli festival, İzmir’i kalkındırır, turizm de bundan beslenir. Sanat turizmi beslediğinde bizim artık otel, yatak satışı gibi bir derdimiz olmaz.

Ali Poyrazoğlu kuklaya hayran

- Ali Poyrazoğlu da, kuklaya hayran bir sanatçı… Hemen her oyununda kukla var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Ali Poyrazoğlu, Türkiye’de tiyatro sahnelerinde ilk defa kukla oynatan sanatçıdır. Türkiye’de sahneye kuklayı katan ilk sanatçı… Bu konuda hakikaten kuklaya değer veren sanatçıların başında gelir. İşin felsefesini, ruhunu bilen bir sanatçıdır… Yurt dışında festivallere katılıyor, izliyor, öğreniyor. Bizim festivallere de mutlaka katılır.