banner30

banner62

30.07.2020, 12:03 3

Klavye edebiyatı...

Son günlerde gözler, günümüzün en geçerli buluşma platformu “sosyal medya” üzerinde.

Herkesin gündemi, “Ne olacak bu internetin dili?”

Küresel salgın dünyayı vurmuş, binlerce ölü...
Dünya ekonomisi bataklıkta, ülke ekonomisi uçurumun kenarında...
Orta Doğu kan ağlıyor, insanlık selfi derdinde...
Bir otel için tepedeki ormanı yaktıran ile doğaya saygı nutukları atan aynı karede!..

Dünya batmış, millet “sosyal medya” derdinde.
Birileri; nasıl kontrol edeceğini, nasıl fişini çekeceğini hesaplıyor, 
birileri “Oldu mu ya? Ne güzel sallıyorduk, önümüze gelene” diyor.

Çok değiştik, çok!..

***

Mesleğe başladığımız günleri anımsıyorum. Çok değerli ustaların yazdıklarını, konuştuklarını, sindirmeye çalıştığımız anları... 
Haber yazmanın, haber bulmaktan çok daha değerli olduğu zamanları. Yazmanın, anlatabilmekle eşdeğer olduğu cümleleri.
“Bir konuyu anlatma başarın, karşındakinin anlama kapasitesiyle ilgilidir” dediklerini. 
Öyle öğrendik; hep “anlatabilecek şekilde” yazmaya çalıştık.
“Yazmak; bir ego tatmin aracı değil, öğretici olmalıdır” demişti bir başka usta. 
“Dilbilgisi ise, yazmanın olmazsa olmazıdır. Bazen onlarca kelimenin ardındaki virgül anlatır her şeyi” cümlesini de unutmuş değilim hala...

Ustalar... 
Yaşayanlara, saygı ve hürmet, ölenlere rahmet olsun, bu vesileyle...

SOSYAL MEDYA

Bizim kuşak hepsini gördü maşallah. Yokluklardan, uzay çağına...
Sana yağ kuyruğu da hafızamda, ülkeye 27 yıl önce gelen internetin kullanılmaya başlandığı gün de...
“Sevgili arkadaşım” diye başlayan çok değerli mektupları sakladığım çekmecem de var, attığım maile nezaketen bile cevap vermeyenleri yolladığım SPAM klasörüm de...

Büyük oğlumun orta okul çağlarıydı sanırım; “MSN dili” türemişti gençler arasında. 
Şu sesli harfleri kullanmadıkları yazışma biçimi...
“Nbr, slm, mrb, by...” gibi kelimelerle anlaştıkları dil.
Ben de “Byn bdv, kllnn yk” derim hepsi anlar şimdi.
Anlamayana DM’den yazarım!..

Şiddetle karşı çıktığımı hatırlarım bu dile. 
“Bugün sesli harfleri yazmaktan üşenen, yarın konuşmaktan aciz kalır” dediğimi de.
Çocuklarıma o gün, bu dili kullanmalarına yasak koymaktan büyük keyif aldığımı söylemek isterim.
Kendimce mutluyum; çünkü çocuklarım sosyal medyadan sallamadan derdini anlatabiliyorlar.
Hatta biri, gazetemizde köşe bile yazabiliyor, şu sıralar.
Şükür...

***

Konuşmayı beceremeyince, derdini sosyal medyada anlatmaya çalışanlar türediğinde bu sesli harflerin önemi anlaşıldı zamanla.

Her konuda aklına geleni yuvarlayan "klavye kullanıcıları".
Tabi ki bunun sonucunda da bir çok “klavye mağduru”...

Geçen gün bir gazeteci arkadaşın yazısına yorum yapanlar içinde gördüğüm ifadeye şaşırdım:
“Klavyene sağlık”...
Gazetecinin “kalemine sağlıktır” ve o kalem; akıl, fikir, ufuk, karakter, bilgi, tecrübe, eğitim ister.
Hani o kılıçtan keskin olan kalem.

Klavye ise tuşladıkça yazar.
Bazen boş, bazen gereksiz...

Bu gereksiz dili kullananların başta “trol, fenomen, youtuber” gibi halkın ilgisini çeken bir grup olmasının yanında, gazetecilik yapanları da görmek üzücü elbet. 
Dilbilgisi kurallarını bilmeyen ya da kullanmayan gazeteci!..
Bu eğitim sistemimizin bir sorunu mu, yoksa sesli harfleri kullanmaya kullanmaya yazmayı mı unuttular? Tartışmak gerek...
Ben onu bunu bilmem...
“Dahi” anlamındaki “de” yi ayrı yazmayı bilmeyen yazar, gazeteci, muhabir vs. olamaz.
Ancak “klavye kullanıcısı” olur, ondan da insanlara doğruları anlatmayı becermelerini beklemeyelim bence.
Ne demişti üstad : “Bazen onlarca kelimenin ardındaki virgül anlatır her şeyi”
Anlatırsınız belki...

EDEP YAHU

Doğruları yazmak deyince...
Malum, son günlerde “Sosyal medya yasası” konuşuluyor sıklıkla.
An itibariyle de, meclisten geçti ve yasalaştı.
Artık sosyal medyada yazılanlar daha fazla takip altında.
“Klavye kullanıcılarına” biraz dikkat gerekecek. Dilbilgisi kurallarından bihaber yazdıkları cümlelerin ulaştığı yer düşündüklerinden farklı gerçekleşebilir.
Ne de olsa “yazabilmek” kalem ister, klavye değil.
Yüzüne söyleme cesareti bulamayacakarı sözleri, klavye başında saydırma edepsizliği işte.
Doğru yolda yanlış viraj almasınlar sonra...

Her ne kadar bu yasayla, kişi hak ve özgürlüklerini koruma kalkanı oluşturmaya çalışıldığı belirtilse de, yaşanacak gelişmelerden endişe duyulmuyor değil hani.

Siyasetçilerin; sosyal medya platformlarını denetleme ve gerektiğinde fişini çekme arzusu, klavye mağdurlarının haklarını koruma yönünde gelişmelere sahne olur umarım.

Aksi halde...
Kendisini “siyasi arena yiğidi” sanan bazı profillerin, bu niyetlerini birilerinin “anasına, bacısına, atasına...”
Önem verdiği bir çok değere küfretmek için kullanmalarına göz yummak, yapılacak en büyük yanlış olacaktır.

Biliyoruz ki...
Bu millet binlerce yıldır; kahramanlık destanlarının yanı sıra, ihanet şebekelerini de konuşmuş durmuştur.
İnternet bu ülkede 27 yıldır var, ancak ihanet binlerce yıldır. 
Türk milletinin kahramanını sahiplenip, haini yok etmek için kullandığı yöntemler genellikle internetle değil, akıl, yürek, sevgi, inanç, özgürlük aşkı ve atalarının hak, hukuk, adalet, hoşgörü anlayışıyladır.

İnternet olmasa da olur!..
O konu, anlatmayı beceremeyen “klavye kullanıcılarının” derdi...

Yorumlar (7)
Mehmet Nuri Gözen 12 ay önce
Sevgili Veyselciğim, öyle güzel anlatmışsın'ki günümüzü ve gündemdekileri hem kalemine hemide gönlüne sağlık. Karadayı ailesine sevgilerimizi gönderiyor vesilesi ile'de Bayramınızı kutluyoruz .
Veysel Karadayı 12 ay önce
Teşekkür ederim. Sizlere de iyi bayramlar olsun.
metin 12 ay önce
Bu kadar güzel anlatılır
Veysel Karadayı 12 ay önce
Teşekkürler...
DİLEK ÖZAL 12 ay önce
Veysel Karadayı 12 ay önce
Teşekkürler
Ozhan gulal 11 ay önce
Gündem ile ilgili son dönemlerde okuduğum en anlamlı yazı, elinize sağlık.
23°
açık