İzmir'den MİKO geçti

Bundan 23 yıl önce Çandarlı'dan gelip Alsancak'ta MİKO'yu “Egeli, kentli, denizci” bir yuva, sevilen bir marka haline getiren Cenap Türksavaş, mekanının kapısını son kez kapadı. Türksavaş, "İzmir'de kültürel değişim yaşanıyor" dedi. ...

08 Eylül 2020, 19:58 Engin Yavuz
İzmir'den MİKO geçti

Bundan 23 yıl önce Çandarlı'dan gelip Alsancak'ta MİKO'yu “Egeli, kentli, denizci” bir yuva, sevilen bir marka haline getiren Cenap Türksavaş, mekanının kapısını son kez kapadı. Türksavaş, "İzmir'de kültürel değişim yaşanıyor" dedi. 

İzmirGazetesi-ENGİN YAVUZ

Bir deniz kuşuydu Miko... Güçlü, cesur, dost canlısı...

Dost sohbetlerinde anlatılıyor şimdi Çandarlı’ya nasıl konduğu ve neler yaşadığı...

1989 yılıydı, Miko, Çandarlılılar ile tanıştı...

Deniz kıyısında küçük, sevimli bir yuvası vardı. Sadece Çandarlı’dan değil, tüm İzmir’den, tüm Türkiye’den hatta yurtdışından konuklar ağırladı. Yine ve her zaman olduğu gibi klasik müzik eşliğinde yapılan sohbetler, Ege’nin, küçük balıkçı kasabasına ayrı bir renk ve güzellik katıyordu.

Dostları o kadar çoğalmıştı ki Miko’nun, yuvası artık dar geliyordu. Şartlar da büyükşehire taşınmayı gerektiriyordu.

Miko, bu kez İzmir’e doğru rüzgarı arkasına aldı. Şehrin ortasında terkedilmiş bir sokak buldu. Gecenin karanlığında ışıksız, yıldızsız, insansız, ‘can’sız... Çevreden gelen kahkaha seslerinde kaybolmuş, yitik bir sokak...

Miko, sevdi bu sokağı...

Denizi sevdiği gibi, zeytini sevdiği gibi...

Yuvasını kurmadan önce başladı sokağı temizlemeye, ‘can’ vermeye...  Buram deniz kokan bir yuva yaptı kendine ve dostlarına. Ve yine dostlarının sohbetlerine birer masa kuruldu. Sokak dar olmasına dardı ama, Miko, çiçeklerin kokusuyla, dostlarının yürekleriyle genişletti sokağı. İzmir’in bu güzel ve sevimli sokağına, Türkiye’nin güzel insanı, cesur şairi Can Yücel’in ismini verdi. Sadece İzmirli dostlar değil, tüm Türkiye’den hatta yurtdışından dostları sevdi, Can Yücel Sokağı’ndaki Miko’nun yuvasını.

Egeli gibi yaşıyor (du) Miko ve Egeli gibi yaşanıyor(du) Can Yücel Sokağı’nda...

EGE'DEN HİÇ UZAKLAŞMADIM

İzmir'de MİKO'yu marka haline getiren, MİKO ile özdeşleşen Cenap Türksavaş ile “Yuva”sının kapısını son kez kapattıktan sonra konuştuk. MİKO, hikayesini İzmir Gazetesi'ne anlattı.

Sizi herkes tanıyor ama ilk kez tanıyacaklar için kendinizden söz eder misiniz bize?

- Köy Enstitülü bir öğretmenin beş çocuğundan ikinciyim. Çandarlı’da doğdum. İlk ve orta okulu Çandarlı ve Dikili’de okudum. Lise ve üniversiteyi yine İzmir’de okudum. Hem okudum hem çalıştım. Ekonomi eğitimi almama karşın turizm ağırlıklı çalıştım. İlk barımı Bodrum’da açtım. Deniz çocuğu olmak böyle bir şey sanırım, Ege kıyılarından hiç uzaklaşmadım.

Çandarlı'dan başlayalım dilerseniz. Miko'nun ilk küçük adımları orada atıldı sanıyorum...

- Evet. Babamı çok erken yaşta kaybettim. O yıllar benim için zordu. Çandarlı’ya yerleştim. Bir yandan balıkçılık yapıyordum, bir yandan da turistler için geziler düzenliyordum. O yıllar Çandarlı yabancı turistlerin tercih ettiği bir sahil kasabasıydı. Aynı Bodrum gibi. Bir yılın sonunda Miko’yu açtım. Mekan küçük, enerjisi büyüktü. Yabancı turistlerin yanı sıra Ankara ve İstanbul’dan gelen yazlıkçılar ile birlikte keyifli bir ortam oluşmuştu. Miko anıları orada birikmeye başladı. Uğur Mumcu ile ahbaplığım, Hüseyin Baradan ile yaptığımız sirtakiler…

İzmir'de 23 yıllık Miko macerası nasıl başladı. Bu süreçte iyi ya da kötü neler yaşadınız anlatır mısınız?

- 1992 yılında koşullar İzmir’e taşınmamı gerektiriyordu. İzmir Alsancak’ta İletişim Kitabevi’nin kuruluşunda yer aldım. Ardından üç arkadaşımla İzmir Tabip Odası’nın Lokali’ni işlettim. 1997 yılına geldiğimizde sanırım Çandarlı’daki Miko’yu özlediğim için Alsancak’ta Miko’yu yeniden hayata geçirmeye karar verdim. Bugün Can Yücel Sokağı olarak bilinen sokak, o yıllarda sokak aydınlatmasının dahi olmadığı, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden 2. Kordon’a geçiş için bile kullanılmayan bir sokaktı. Depo olarak kullanılan dört duvardan ibaret dükkanı kiraladığımda, dükkan sahibi bile “emin misin?” diye sormuştu. Emindim. Çünkü amacım Çandarlı’daki Miko’nun ruhunu; Ege ruhunu taşıyacağım bir yer istiyordum. Bakir bir yer… Önce sokağın taşını döşettim, sokak aydınlatmalarını taktırdım. Sonra dükkanı düzenlemeye başladım. Sanatçıların, kültür insanlarının, kentlilerin bir araya gelebilecekleri, “Egeli, Kentli, Denizci” bir buluşma mekanı yaratmaktı hedefim. Öyle de oldu.

Miko nasıl marka haline geldi?

- Marka yaratmak uzun soluklu ve istikrar gerektiren bir süreç. Miko’nun bir misyonu vardı. Ege kültürünü yaşatmak ve kent kültürüne katkı koymak. Ege kültürünü yaşayan, yaşamak isteyen insanların buluştuğu bir mekandı. Masalarda dolu dolu sohbetler yapılıyordu. Klişe haline gelmiş olan “memleketi kurtarma” sohbetleri değil ama. Gerçekten Türkiye siyasi yaşamına yön veren sohbetler yapıldı. Kentimizin gelişimine katkı koyacak birçok proje Miko masalarında doğdu. Yaptığımız tüm kültürel etkinlikler, büyük ilgi gördü, insanlar sokağa sığamadı. Bunda benim kişisel çabalarımın yanı sıra Elçin’in (Demirtaş) markalaşma sürecini yönetiyor olması başarıda en büyük etkendir. Yaptığımız tüm kültürel etkinliklerde tema Ege kültürü, deniz ve doğa oldu. Demek istediğim sergi yapmış olmak, söyleşi yapmış olmak için yapmadık, hepsi Miko’nun misyonunu destekleyen etkinliklerdi. Değerli sanatçı dostlarımızla çok güzel projelere imza attık. Kitap imza etkinlikleri, sergiler, müzik dinletileri, söyleşiler… İlk söyleşiyi Can Yücel ile yapmıştık.

SERGİLER, SÖYLEŞİLER, GAZETE HABERLERİ

Sergiler, söyleşiler; fotoğraflar ve gazete haberleri ile kalıcı olabiliyor. Daha kalıcı olan ve bugün halen sahaflarda bulunan Miko Ege Kültürü Dergisi’ni 2003 yılında yayınladık. Türkiye’de ilk defa bir café tarafından dergi yayınlanıyordu. İçerik olarak da o dönem için ilkti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülü aldı. Miko Ege Kültürü Dergisi sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da birçok kütüphaneye girmiş, önemli bir yayın oldu. İzmirli Gazetesi de Miko’nun 23 yıllık hayatının önemli bir parçasıydı.

Bir diğer yayınımız da 17’inci yılımız adına hazırladığımız “Bir şehirde yaşamak” adlı anı kitabımızdı. İzmirli 17 fotoğraf sanatçısı ve 17 şairimizin eserleri ile hazırladık bu kitabı ve İzmir’e armağan ettik.

Miko yaşamına Çandarlı’da başladı, sonra Alsancak’a taşındı. Yıllar içinde Alaçatı ve Bodrum Gümüşlük’te şubelerimiz oldu. Hepsinde klasik müzik dinletilerimiz vazgeçilmezimizdi. Yani, 1988’den beri Miko işletmelerinde klasik müzik dinletileri oldu. Yurtdışından gelen müşterilerimiz bile şaşırıyordu, Avrupa’da bile cafelerde örneğinin olmadığını söylüyorlardı.

Kültür hayatının her alanına dokunmaya çalıştık, konsolosluklarla çok başarılı etkinliklerimiz oldu. Turizm Belgeli bir işletme olarak, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan teşekkür yazısı aldık, bu bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyordu.

Miko'nun bulunduğu sokak nasıl Alsancak'ın en bilinen sokağı haline geldi?

- İlk 13 yılda sokağın tüm düzenlemesi ile ilgilendik. Ağaçlar diktik, çiçeklendirdik. O yıllarda sadece sokak peyzajı ile ilgilenen bahçıvanımız vardı. Sokağa girenler şehir dışına çıkmış, deniz kenarına gelmiş gibi hissediyordu. Yerli yabancı turistler fotoğraflar çektiriyordu. Sokağımız o kadar güzeldi ki yaya trafiği her geçen gün artmıştı. Sokaktan geçmek bile huzur veriyordu.

Türkiye’nin değerli sanatçıları, yazarları, gazetecileri, kültür ve bilim insanları Miko’ya gelirdi. Hepsi sokağımızı seviyordu. İstanbul’daki Fransız (Cezayir) Sokağı, Miko’nun sokağı örnek alınarak yapıldı.

Can Yücel yakın dostumdu. Ölümünden önceki son yıllarını İzmir’de geçirdi. Miko’ya “karargahım” derdi. Ona, sokağa onun adının verilmesini sağlayacağıma dair söz vermiştim. Dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’ya durumu anlattım. O da bu talebimi olumlu karşıladı. Meclis kararı ile sokağımıza Can Yücel adı verildi. Ne yazık ki karar Can Yücel’in vefatından sonra çıktı. Oysa onunla birlikte açılış yapmak istiyordum. Tek tesellim verdiğim sözü tutmak oldu.

BU TOPRAKLARIN MUTFAĞINI SEVİYORUM 

Mutfağa girdiğiniz ve çok lezzetli yemekler yaptığınız söyleniyor...

- Yemek kültürü yaşadığınız coğrafya ile ilgili çok şey anlatır. Ben bu toprakların mutfağını seviyorum, özellikle de yapmasını. Anneannem Midilli mübadili. Ondan çok şey öğrendim. Miko mutfağı bu bilgilerle şekillendi. Midilli’ye özgü ada köftesi, Midilli mübadillerini Miko’ya toplardı. Deniz ürünleri ile yaptığım ada yemekleri, Miko’nun en beğenilen tatlarındandı. Miko sektöründe her zaman öncü olmuştur. Deniz ürünlerini karıştırarak yemek yapan ilk yerdir Miko. Bu tad beğenilince deniz ürünü satan firmalar, deniz ürünlerini karışık paketlerde satışa sunmaya başladı. Tatlı olarak sabah kahvaltılarında yenen krepi, yemek olarak café mutfağına sokan yine Miko’dur. Ot olmazsa olmaz dedik. Otlu köftemizin Türkiye’de seveni çoktur. Ben yemek yapmayı seviyorum, severek yapınca zaten lezzetli oluyor.

Sadece yemek de değil. İçecek konusunda da çok seçici davrandık. Miko kurulduğu günden bu yana hep bölgemizin şaraplarını sundu. Birçok insan ilk şarabını Miko’da içmiştir. Tarihin derinliklerinde kalmış şarap kültürünün yeniden yeşermesinde ve gelişmesinde yadsınamayacak bir payı vardır Miko’nun.

Sadece İzmirliler'in değil, sanatçıların, yazarların da uğrak yeri Miko, neden?

- Bir kentin mekanları, kent yaşamının birer özetini sunar size. Özellikle cafeler, kentlerin önemli sosyal alanlarıdır. Kültürlerin gelişim ve yayılma noktalarıdır. Kentin sosyo-kültürel yapısı ile ilgili ipuçlarını fısıldar. Miko, İzmir’in Kordon’un da değil, size deniz manzarası seyrettiremezdi ama buram buram deniz kokardı. Her zaman kentte yaşayanlara değerlerini unutturmama çabası içinde oldu. Alışılmışın dışında çok farklı bir yerdi. Sanatçı ve yazarların neden uğrak yeriydi Miko? Anı defterimize düştükleri notlarla cevaplayalım:

Can Yücel, “...gelir evime gelir gibi...”

Adalet Ağaoğlu, “Miko’da hayatın iksirine tanık olan her şeyi buldum.”

Ataol Behramoğlu, “Miko İzmir’in iç denizidir”

Arif Damar, “Ben Miko’ya girdiğimde daha bir şiir oluyorum.”

Ahmet Telli, “Miko, iyileştiriyor insanı...”

Genco Erkal, “Can Baba’nın mekanı, Dostların buluşma yeri Miko İzmir’e yakışıyor.”

İlhan Selçuk, “Düşüncenin ulaştığı kıyıdır.”

Hikmet Çetinkaya, “Miko beni Ionia’dan Marsilya’ya taşır.”

Halil Ergün, “Miko bir nefestir. Haydi dostlar nefes nefese...”

Hıncal Uluç, “Uzun lafa gerek yok, İzmir’deki tek yerim.”

Kartal Tibet, “İçki içmesem de keyif verdi bana.”

Metin Ersoy (Kalipso Kralı), “Sanatçıya verilen değer, işte güzellik budur.”

Meriç Köyatası, “Denizci ruhunu yaşatan bu güzel mekana gönlümle camadan bağı atıyorum.”

Önder Kızılkaya, “Otursak da okyanuslara açılabiliriz.”

Özkan Mert “İzmir şiirimin başkentidir. Miko mutluluğumun ilçesi.”

Okay Temiz “Miko, güzel insanların mekanı.”

Sizi neden bu kadar seviyorlar?

- Ben şehrimi seven biriyim. Ne yaptımsa, kentim daha güzel olsun, burada hayat daha keyifli olsun diye yaptım. Her zaman doğrudan yana oldum, doğruları söylemekten çekinmedim, yanlışın karşısında oldum. Haksızlığa tahammülüm yok. Her zaman haklının yanında yer aldım. Çıkar peşinde koşmadım. Kenti, bir yaşayanlar vardır bir de kullananlar. Ben kenti yaşayanlardanım. Her zaman güzeli, iyiyi düşündüm ve onu gerçekleştirmek için çabaladım. Benim bu çabalarımı görenlerin kalbinde bir yer edinmişsem ne mutlu bana.

Kapatma kararını neden aldınız? Corona virüs mü, ekonomik kriz mi nedeni?

- Miko’yu kurarken, Avrupa’daki gibi 100 yıl, 200 yıl yaşamasını temenni etmiştim. Anadolu’nun her bölgesi kültürel olarak zengin. Meyve kokteyli gibi bu topraklar. Her bölge kültürüne sahip çıkmalı, o zaman ülkemiz daha renkli ve güzel olur. Bizim için de Ege kültürü ve kentimiz önemli. Ancak sizin planlarınız ile ülkenin gidişatı maalesef örtüşmüyor. Ülkemizde sosyo-kültürel yapı oturmuş değil. Çok kültürlü bir ülke ve sürekli hareket halinde olan vatandaşlar… Bu durum kentlerin yapılarında değişimlere neden olabiliyor. Yaptığınız iş uzun soluklu bir iş olunca, tüm bunlar dezavantaj olarak karşınıza çıkıyor. Miko kurulduğu günden bu yana Ege kültürünü yaşatmak için çabaladı, kentlilik bilincinin yaygınlaşmasına katkı koydu. Ancak İzmir’de nüfus arttıkça kentlilik bilinci düştü. Kültürel bir değişim yaşanıyor. Tüm dünyada ve Türkiye’de olduğu gibi İzmir’de de bunu görüyoruz. Dostlarımı dışında tutarak söylüyorum, Miko bu anlamda çok yalnız kaldı. Her zaman söylerim; Kentleri kent yapan mekanlardır, mekanları yaşatanlar kentlilerdir. Miko, sanatçıların, kültür insanlarının, kentlilerin bir araya gelebilecekleri bir buluşma mekanı olarak, yaşamını sürdürmekte zorlanıyordu. Son 3 yıldır devam edip etmemek konusunda kararsızdık.

KALİTEDEN ÖDÜN VERMEDİK

- Özellikle son yıllardaki ekonomik kriz sektörümüzü çok etkiledi. Miko son güne kadar kaliteli bir ortam, kaliteli yiyecek ve içecek servisi ile hizmet verdi. Ekonomik krize rağmen ürün kalitesinden ödün vermeden en uygun fiyatlarla hizmetimizi sürdürmeye çalıştık. Son 6 aya gelince; dünyayı etkisi altına alan corona virüs salgını sektörümüzü ciddi olarak etkiledi. Sektörümüzde hijyen çok önemlidir. Salgın nedeniyle getirilen birçok önlemi, biz zaten günlük işleyişimizde uyguluyorduk. Bunlar olmazsa olmaz kurallar bizim için. Salgın döneminde İçişleri Bakanlığı tarafından işletmeler kapatıldı, Haziran’da açabilirsiniz, dendi ama biz gidişatı iyi görmüyorduk. Zaten kırgın ve yorgunduk. Buraya kadarmış, dedik.

Yeni bir projeniz mi var?

Binlerce insanın Miko’da anısı var. Benim açımdan düşünürsek, milyonlarca anı demek. Öncelikle yapmak istediğim, anılarımı kitap haline getirmek.

İş dünyasına vereceğiniz bir mesaj var mı?

- Ne yaparsanız yapın, işinizi ciddiye alın ve markanızı oluşturun.

Yorumlar (7)
Sezin Aktürker 2 ay önce
Bence böyle bir mekanın kapatılması beni çok üzdü bence geçici ara verilip tekrar açılmasını istiyor ve destekliyoruz. Mutlaka bu dönemi atlatıp geçmesini bekliyoruz. Güzel günler bizleri bekliyor
Filiz ultav 2 ay önce
Içim acıdı... çok üzüldüm. Sanki bir devir kapanıyor ve belleğimiz siliniyor gibi.
Sezin Aktürker 2 ay önce
Bence böyle bir mekanın kapatılması beni çok üzdü bence geçici ara verilip tekrar açılmasını istiyor ve destekliyoruz. Mutlaka bu dönemi atlatıp geçmesini bekliyoruz. Güzel günler bizleri bekliyor
Çağıl Çuhacı 2 ay önce
Çok üzüldüm yılların mekanıydı ve çok seviyorduk böyle kaliteli yerlerin kapanması çok acı
SONER KANDEMİR 2 ay önce
Herkes ektiğini biçer, ettiğini bulur bir gün.
Sıra değişir,
Zaman değişir,
Kalp değişir...
Değişilir acılar bir gün.
H. Tahsin Küpçü Alsancak 2 ay önce
Birgün gelir herkes gider. Sağlık olsun. Kapanmasaydi iyi olurdu. Mekan işletmek çok zor bu pahalılıkta azizim. Konuşmak kolay.
FAHRİ OKTAY 2 ay önce
ÇOK ÜZÜLDÜM ,İZMİR İÇİN BÜYÜK KAYIP ,
25°
açık
Namaz Vakti 25 Ekim 2020
İmsak 06:02
Güneş 07:24
Öğle 13:01
İkindi 15:59
Akşam 18:28
Yatsı 19:44
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 6 16
2. Fenerbahçe 5 11
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 6 8
5. Kasımpaşa 6 8
6. Antalyaspor 6 8
7. Malatyaspor 6 8
8. Göztepe 6 7
9. Erzurumspor 5 7
10. Sivasspor 4 7
11. Başakşehir 6 7
12. Gaziantep FK 6 7
13. Hatayspor 4 7
14. Konyaspor 5 6
15. Kayserispor 5 6
16. Çaykur Rizespor 5 5
17. Trabzonspor 5 5
18. Denizlispor 5 5
19. Beşiktaş 4 4
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Tuzlaspor 7 17
2. İstanbulspor 7 16
3. Adana Demirspor 7 14
4. Samsunspor 7 14
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 7 9
11. Bursaspor 6 7
12. Akhisar Bld.Spor 6 6
13. Bandırmaspor 7 5
14. Menemen Belediyespor 6 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Eskişehirspor 7 3
18. Boluspor 6 2
Takımlar O P
1. Everton 6 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leeds United 6 10
5. Southampton 6 10
6. Crystal Palace 6 10
7. Chelsea 6 9
8. Leicester City 5 9
9. Arsenal 5 9
10. Wolverhampton 5 9
11. Tottenham 5 8
12. West Ham 6 8
13. Man City 5 8
14. Newcastle 5 7
15. M. United 5 7
16. Brighton 5 4
17. West Bromwich 5 2
18. Burnley 4 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Madrid 6 13
2. Atletico Madrid 5 11
3. Real Sociedad 6 11
4. Villarreal 6 11
5. Osasuna 6 10
6. Getafe 5 10
7. Elche 5 10
8. Cádiz 6 10
9. Granada 5 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Deportivo Alaves 7 7
16. Athletic Bilbao 6 6
17. Huesca 6 5
18. Celta de Vigo 6 5
19. Levante 5 3
20. Real Valladolid 7 3
banner29