banner30

banner62

3. sektör  desteklenmeli

Dernek, cemiyet, vakıf, birlik, federasyon, konfederasyon, platform ve inisiyatiflerden oluşan 3. sektör, çağdaş demokrasinin olmazsa olmazıdır ve toplumsal sorunların çözülmesinde önemli etkileri vardır.

İZMİR 29.09.2021, 13:22
3. sektör  desteklenmeli

  Pandemi ile birlikte uzunca bir süre evlere kapanmanın ardından faaliyetlerine başlayan İzmir İş Dünyası Derneği (İZİD), Yönetim Kurulu toplantısında Başkan Vekili, Uzman Doktor Aile Hekimi Uğur Alfatlı ile ortak kullandığı Alsancak’taki ofisinde üyeleriyle bir araya geldi. Uzun bir aradan sonraBaşkan Feyyaz Sungur, Başkan Vekili Uğur Alfatlı ve üyelerin biraraya geldiği toplantıda bekleyen projeleri bitirmek ve yeni projeler oluşturmanın yanı sıra 3. sektörün desteklenmesi gerektiğinin altı çizildi.

 

 Çağdaş demokrasilerin üzerine oturduğu saç ayağı’nın 3 sektörden oluştuğuna dikkat çeken Başkan Feyyaz Sungur, birincisinin sektörün belediyeler ve diğer kamu bütçelerine bağlı kamu hizmeti görevi yapan Kamu sektörü olduğunu söyledi. “İkinci sektör, devletin ekonomik gücünü oluşturan kar amaçlı Özel sektördür” diyen Sungur, “Bunlarda Ticaret ve Sanayi Odaları, borsalar, işçi, işveren sendikaları, federasyonlar ve konfederasyonlardır. Üçüncü sektör ise desteklenmesinin şart olduğu vatandaşların kar amacı gütmeksizin gönüllü olarak kamu görevlerine katılımını sağlayan dernek, cemiyet, vakıf, birlik, hareket, grup ve platformlardır. Türkiye’de kurulan dernek sayısı yaklaşık 235 bine ulaşmıştır. Ancak bu derneklerden 143 bini feshedilmiş olup, 92 bin tanesi faaldir. Bu derneklerin de yarıya yakını tabela derneğidir ve herhangi bir faaliyeti yoktur” dedi.

 

Türkiye’nin aktif sivil toplum katılımında sınıfta kaldığına vurgu yapan Başkan Sungur, Almanya’da 2.5, Fransa’da 1.5 milyonu aşkın dernek faaliyette. AB üyesi ülkelerde ise her 40 kişiden 1 kişi dernek üyesi iken Türkiye’de 1000 kişiye 1 dernek düştüğüne dikkat çekti.

 

3. sektörün desteklenip vatandaşların STK’lara özendirilmesi gerektiğini belirten Başkan Sungur, açıklamalarına şu şekilde devam etti; “Ülkemizde kurulup ayakta kalan ve tabela derneği olmayan sivil toplum kuruluşları son senelerde iki görünüm almış gibi durmaktalar. 70’li yıllar ile 90’lı yıllar arasında kurulmuş olan ve yönetimleri tecrübeli ama yaşlı kuşaktan oluşan ve hala öyle kalmakta direnen ve günümüz bağışçı alışkanlıklarına ve iletişime uzak olan sivil toplum kuruluşları. İkincisi ise 2000’li yıllardan bu yana kurulan ve ağırlıklı olarak genç kuşaktan oluşan, günümüz iletişim olanaklarının birçoğunu etkili bir şekilde kullanabilen yenilikçi STK’lar. Demokrasinin oturması ve iyi işlemesi için sivil toplumun etkin ve güçlü olması şarttır. Örgütlü toplum güçlü toplum olmaya adaydır. Bir ülkede sivil toplum kuruluşları ne kadar güçlü, toplumun aktif katılımı ne kadar yüksek ise o ülkenin demokrasisi de o denli güçlüdür ve maalesef bizim alacak daha çok yolumuz var.”

Yorumlar (0)
17°
açık