Ege’nin saklı cenneti: KARABURUN

Ege’nin en saf, en el değmemiş köşesidir Karaburun. Burada deniz hayal edebileceğinizden daha mavi ve büyüleyici, doğa şimdiye kadar gördüklerinizden daha zengin, çeşitli ve ihtişamlıdır...

Ege’nin saklı cenneti: KARABURUN

İzmir Körfezi boyunca batıya doğru bir şerit halinde uzanan kıyıları takip ederek geldiğiniz Karaburun, İzmir’in kuzey-batı ucundaki “tarihi yarımadası”dır. Antik çağlardan Osmanlı’ya oradan Cumhuriyet’e uzanan bu tarih, aynı zamanda ilçenin kıyıları gibi girintili-çıkıntılı; ilçenin coğrafi yapısı gibi dağlık arazi içine yayılmış güzel köyler gibi; Karaburun’un berrak koyları gibi ışıltılı, bir yandan da zaman zaman rüzgâra bağlı biçimde oluşan dalgalar gibidir…

17 Eylül 1922’de sona eren Yunan işgalinin ardından, Karaburun’un yeniden “küllerinden doğduğunu” söylemek mümkündür. Yunanlıların çekilmesi ile birlikte yerli Rumlar bölgeyi terketmiş ve bunun sonucunda bölgede ekonomik ve toplumsal alanda büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Azalmış nüfusuna rağmen eşsiz coğrafyası ile savaş sonrası yaralarını hızla sarmıştır ilçe.

Coğrafi özellikleri, şifa dağıtan bitkileri, Doğal yapısı ve rüzgârıyla çok zengin bir ekosisteme ve biyolojik çeşitliliğe sahip olan Karaburun Yarımadası, “Sıfır Yok Oluş Bölgesi” içinde ve “Başka Yerde Olmayanlar” sınıflandırılmasında dünyada önemli bölgeler arasında yer almakta. Karaburun Yarımadası floristik açıdan oldukça zengin ve barındırdığı endemik/nadir türler göz önüne alındığında çok değerlidir. Doğu Akdeniz Havzası’nın en bozulmamış bölümlerindendir.

Binlerce yıllık tarihin izlerini taşıyan ve tarihte Mimas olarak bilinen yarımada, mitolojide pek çok efsane ile anılır. Homeros’un ünlü eseri Odyssia’da “Rüzgârlı Mimas” olarak geçen Mimas Dağı, bugünkü Bozdağ’dır.

Ani yükselen dağlarının arasında, bakir doğası ve temiz deniziyle dikkat çeken, İzmir’in nefes alan yeridir Karaburun… Geçmişinde üzümleri ile dünyaya nam salmıştır. Londra Borsası’nda sultaniye ve razakısı ile kotasının hala asılı olduğu bilinir. Günümüzde de, hurma zeytini, erken olan mandalinası, lezzetli enginarı, mis kokulu nergisi ve sümbülü, kopanisti peyniri, keçi kelle peyniri, Mart ayının kaya barbunu, kefali, deli balığı ile hem damaklarda hem de gönüllerde iz bırakmaya devam eder Karaburun.

Denizleri mavi bayraklı olan, kıvrımlı ancak manzaralı yolu ile de ünlü olan Anadolu’nun uç beyidir. Eko-argo turizm ile gelişimi hedeflemiş olan ilçe, bu konuda alt yapısını düzenlemeye devam ederek, çevre bilincini geliştirerek ve düzgün kentleşmeyi önüne hedef koyarak kalite çıtasını yükseltmekte; sanata, kültüre ve bilime değer vererek daha iyiye ve daha güzele doğru yol almaktadır.

Kaymakamı, belediye başkanı, 4 muhtarı kadın olan, eşsiz coğrafyası, köklü tarihi, nefis koyları ve kıyıları, gastronomi alanındaki atılımları, gezi rotaları, birçok festivali, içinde yaşayan güleryüzlü, çağdaş, aydınlık insanları ile, batının en ucu olan demokrat ilçe Karaburun, bir dünya kenti olmaya aday…

Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2019, 16:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER