banner7

İzmir'e kalkınmada lider kent rolü

Çocukluğum, tarla, bağ, bahçe ve tek katlı evlerin, tek tük apartmanların arasında geçti, 1960’lı yıllar… O tarlalarda her şey yetişirdi, domates, karpuz, patlıcan, biber, enginar ve daha pek çok ürün… Narenciye de ise ağaçlar dalları taşıyamıyordu; portakal, mandalin, turunç… Erik ve nar ağaçlarının ise ucu bucağı görünmüyordu.

Sözünü ettiğim yer Karşıyaka

Bugün İzmir’in kentsel açıdan en gelişmiş, en bağımsız kentlerinden biri, koca bir şehir…

Çocuklarıma, benim yaşadığım o günleri anlattığımda masal gibi geliyor. Çünkü anlattığım tarlaları ne yere ne de göğe koyabiliyorlar. “Olur mu baba, ‘Bahriye Üçok Bulvarı’, ‘Girne Caddesi’ bağ bahçeydi diyorsun. Hiç aklım almıyor” diyor sonra da “Sen şaka yapıyorsun, bize başka yerleri örnek gösteriyorsun” diye de akıllarınca dalga geçiyorlar…

İşin en acı tarafı, o günleri anlatan fotoğraf da çok az… Aslında yok gibi. Günümüzde yaşadığımız her saniyeyi selfie yaptığımızı düşünürsek, o günler öksüz kalır.

Evet, Karşıyaka’nın yarısı bağ bahçeydi, sadece İzmir’e değil, Türkiye’nin dört bir yanına da ürün gidiyordu Karşıyaka’dan…

Örneğin Yamanlar domatesi gibi lezzetlisi yoktu, elma gibi yerdik, bir-iki… Şimdi iki dilim alıyorsun domatesten ne tat ver ne de nefaset…

***

Sadece Karşıyaka mı?

Üzümleriyle Buca, marulu ve şeftalisiyle Balçova, lahana, karnabaharıyla Bornova ünlenmişti. Bunlar merkez ilçeler… Ya, Kemalpaşa, Seferihisar, Tire, Ödemiş…

Sözün özü İzmir bereketli, verimli topraklar üzerine kurulmuş bir şehirdi, kendi kendine yetiyordu. Bundan hem kent insanı yararlanıyordu, hem de Anadolu…

Tarım İzmir’in yüz akıydı. Türkiye’nin batısında yer alan ve iklim bakımından en ideal konumda bulunan İzmir, o yıllarda sağlıklı kentleşiyordu.

İhracat zenginiydi… Türkiye’nin üçüncü büyük kentiydi.

Ancak 70’li yılların ortalarında yerel yöneticilerin de politik etkisiyle Doğu’dan şiddetli göç almaya başladı. Çok kısa sürede gecekondular, kentin en kritik noktalarında yayılmaya başladı, pıtrak gibi çoğaldı. Ne düzen kaldı, ne de kent bilinci…

Gecekondu mafyası, ortada cirit atıyordu. Bağlar, bahçeler, sulak alanlar yağmalandı, göç edenlere tarlalar kaçak satıldı. Ne bereket kaldı toprakta ne de verim…

Eşsiz lezzetteki Yamanlar domatesi tarihe gömüldü, ağaçları bir bir kesilen erikler ‘altın’dan kıymetli oldu.

***

O yıllarda bu kaçak yapılaşmaya göz yumanlar, kentin altını oydu. Kontrol edilemez biçimde büyüyen kentleşme,  kentin temiz ve yeşil görüntüsünü, beton yığınına çevirdi.

İzmir’deki gerileme işte böyle başladı. Kentin tarımsal zenginliği mafyaya yenik düşünce, ekonomik anlamda da havlu attı İzmir…

Giderek büyüyen sanayisi birden durdu, çarklar dönmemeye başladı.

En büyük zararı da “gelişmiş kent” imajından gördü. TBMM’de, toplanan vergilerin kentlere dağılımı sırasında o güne kadar eşit pay alan İzmir, bir süre sonra “İzmir gelişmiş kent, ona bu kadar para yeter, çoğunu diğer illere dağıtalım” davranışlarına maruz kaldı. İzmir kimi zaman Ankara’da gönderdiği kazançlardan ancak yarısına yakınını almaya başladı. Niyet belliydi:

“İzmir artık gelişmiş kent, biraz da diğerleri gelişsin.”

Böyle denile denile İzmir, “lider kent” kimliğinin yapması gereken refleksi bir tarafa bıraktı, hazırcılığa yöneldi.

Çünkü bereketli toprakları beton yığını olmuş, sanayisi geride kalmış, birlikte büyüdüğü limanı fakirleşmişti.

O liman ki, 17. Yüzyıl’dan bu yana önce Osmanlı’nın sonra da Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesinde öncü rolünü üstlenmişti.

Türkiye’nin dünyaya açılan kapısıydı, övünç madalyasıydı. Ekonominin can damarıydı. Şimdi esamesi okunmuyor.

***

Sonuç olarak, İzmir çok yara aldı, bu dalgalı denizde başını dik tutmaya çalıştı, Türkiye’de birçok kentin gerisinde kaldı ama umudunu yitirmedi.

Çünkü bu mücadele onda “toplumsal bilinci” geliştirdi. Öncelikle politik baskılara boyun eğmedi, kendi koyduğu kurallara uydu, kent kimliğinin dışına çıkmadı, insanını da çıkartmadı.

Birçok kent, rüzgara karşı savrulup kendi çıkarını ortaya koyarken İzmir, “önce demokrasi, önce adalet” dedi. Kendi bilincine uymayan hiçbir görüşü önemsemedi, benliğine almadı.

İzmir şimdi bu tutarlı politikanın semeresini göreceğini günleri yaşıyor.

‘Bu kanıya nereden vardın arkadaş’ derseniz, tarım politikalarından yanıtını verebilirim. Belki bu süreç çok uzun ama “Gelişmiş kentleşmede tarımın rolünü” kavramış bir şehir, Türkiye’nin geleceğinde de kalkınmada liderlik rolünü üstlenebilir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun Ödemiş’te, Tire’de, Bayındır’da, Kemalpaşa’da başlattığı tarımda kooperatifleşme modeli, Türkiye’deki tarımsal kalkınmayı da tetikleyebilir.

İzmir’in yeni başkanı Tunç Soyer’in de Kocaoğlu’nun izinden gitmesi, beni bu konuda umutlandırıyor. Soyer’in artısı, bu modeli Seferihisar’da iki dönem başkanlığı boyunca uygulaması ve asla taviz vermemesi…

Önceki gün okudum, Soyer’in kendisine en az oyun çıktığı Kiraz’ın Dokuzlar köyünü ziyareti ve burada tarımsal atak başlatması, arıcılığı desteklemesi, önemli bir adımdır.

Bu adımların diğerini takip edeceğinden hiç kuşkum yok. Zira Soyer, geçmişin lider İzmir’ini ülke çapında yeniden benimsetip, dünyaya anlatabilir.

Bu vizyon ve kararlılık Tunç Soyer'de var.

O yüzden İzmir’in geleceğinden umutsuz değilim. Belki zor ve uzun bir yolculuk bu ama İzmir mutlaka bundan yüz akıyla çıkacaktır.

Çünkü İzmir’in liderliğinin kökü sağlamdır. Gelip geçici bir heves değil…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Reyhan uysal
Reyhan uysal - 1 ay Önce

Abicim ne güzel anlatmışsın İzmir'i bende hatırlıyorum o haliyle ve yedimde o meyve sebzelerini... keşke o haliyle kalabilseydi..maalesef ..

ışık Teoman
ışık Teoman - 1 ay Önce

eline sağlık bizim de semtimizde bugün gıda çarşısının bulunduğu alanda roka nane maydanoz marul yetişen devasa tarlalar vardı. bizim sokağın iki adım ötesi haşim ağa bahçesi idi hey gidi günler hey... Tepecik semtinden söz ediyorum. Teşekkürler hürol kardeşim bize o günleri yaşattın. çok keyifli bir yazı...

Abdullah Omay
Abdullah Omay - 1 ay Önce

Harika bir yazı

Ilhan Altinevlek
Ilhan Altinevlek - 1 ay Önce

Beni ekileregötürdün sağolasın

İdris ERCAN
İdris ERCAN - 1 ay Önce

Harika bir yazı. Kutlarım..

Kemal saglam
Kemal saglam - 1 ay Önce

Eline yüreğine sağlık Hürol Ağbi...

Zühal Orhunöz
Zühal Orhunöz - 1 ay Önce

Hürolcum İzmiri ne kadar güzel anlatmışsın Bir İzmirli olarak burada yaşamaktan çok mutluyum Yalnız o eski günleri aramıyor değilim Güzelyalıda herkes biribirini tanırdı Müstakil evler apartman oldu Sebzenin meyvenin tadı vardı Ama yinede Allah bu günlerimizi aratmasın diyorum

Senem Diyici
Senem Diyici - 1 ay Önce

Herşey güzel oldu bile bilinç açılması yaşayan toplumundan sevgi sesleri duyuluyor.Canım ❤