banner30

banner57

20.02.2021, 16:58 304

İstanbul'daki yaşamdan sonra Kuşadası'nda yaşam

İstanbul, gezmekle tükenmeyen , anlatmakla bitmeyen bir şehir. Böyle bir şehirde doğdum. Okul hayatım, ailem, dostlarım, arkadaşlarım...Sokaklarında, yaşam ve kültür merkezlerinde herseyimle yaşadığım, büyüdüğüm tek şehir.
Ömrümün yarısını İstanbul’da geçirdim.

Sonra bir rüzgarla geldim Kuşadası’na.


3 sene oldu. İşimle, ailemle yerlestim buraya. Türkiye'nin en kalabalık, en metropol şehrinden çıkıp 140.000 nüfuslu bir yere yerleşmek...
Bugüne kadar en kalabalık, en eğlenceli zamanlarında sahil kasabalarında bulunmuştum yani tatil içindi hep.

Kuşadası’na yerleştiğim zaman sessizliğin, sakinliğin, yeşilin, mavinin birbirine ne kadar çok yakıştığını anladım. Trafiğin olmamasının ve heryere beş dakikada ulaşabilmenin ne anlama geldiğini öğrendim. 
Küçük yerleşim yerlerinde görüş ve düşüncelerin ne çok birbirine benzediğini, diğer insanlarla aynı değerler ve kültürle büyüdüğünü düşündüğün bir ülkede, ne de çok farklılıklar oldugunu öğrendim.
Çok doğal güzellikler varmış, çok zorlayan yalnızlıklar...

Bir çantayla çıkıp geldiğim sahil kasabasında, gerçek yalnızlığın ne demek oldugunu öğrendim . 
Metropol hayatında herkes kendi derdinde, kendi hayatında yaşarken, küçük yerleşim yerlerinde herkesin, senin hayatının  nasıl içinde olduğunu öğrendim . 
Harcamaların daha az olduğunu, yaşamın daha yavaş geçtiğini, kendine kalan zamanın çokluğundan, aslında 24 saatin ne de uzun bir zaman dilimi olduğunu öğrendim . 
Kronik migrenimin hava kirliliğine, strese, trafiğe, yaşamın hızlı geçişine bağlı olduğunu öğrendim . 


Tatilin senede 15 günle sınırlı olmadığını, denize girilecek ayların 3 aydan çok daha fazla oldugunu, kış aylarında bile güneşin hep  var olduğunu öğrendim . 
Aktivitelerin daha doğal ortamlarda oluştuğunu, AVM yaşamlarından uzak gezmelerin, günlük hayatin içinde olduğunu öğrendim.


Çoğu insanın emeklilik yaşamı için kurduğu hayalin daha erken de gerçeklestirilebilecegini, tercihlerin neyi ne kadar istemekle alakalı olduğunu öğrendim ve hayatın da tercihlerden ibaret olduğunu...

Yorumlar (17)
Resul Dilek 2 hafta önce
Geçti bacım şu şehirden kaçma hikayelerinin modası. Sıktınız artık. Hepiniz İstanbul'a koşa koşa gittiniz, plaza hayatlarınızda birbirinizin kuyusunu kazmak için her türlü leşliği yaptınız, şimdi de o harika karakterinizle küçük yerlerde yaşayan insanların huzurunu bozmaya gidiyorsunuz. KİMSE SİZİ İSTEMİYOR. GO HOME YANKEE!!!
Sinem Bacak 2 hafta önce
Merhaba , öncelikle İstanbullu olduğumu belirttiğim yazımda , gittigim yer orası değil . İstanbul dediğimiz şehir Ülkemizde en çok göç alan bir şehir , biz oraya gelmiş yerleşmiş hiç bir insana sizin gibi bir davranışta bulunmadık . Bu ülkede herkes istediği il e ilçeye yerleşir . Bunun için de kimseden izin almaz , kimseye hesap vermez . Yazım tarzı uslubunuzdan da sizde çok bu bölgelerin insanı gibi değilsiniz . Ancak teşekkür ederim yazımda deginmedigim zorluk kısmını siz vurgulamissiniz . Evet küçük yerlere yerleşince , insanların kendini kabul ettirmesi zor , sizin gibi insanlar mevcut .
Beşiktaşlı 2 hafta önce
Yapmacık bir yazi her gittiğiniz yerin huzurunu kaçırdınız.
Arif Derin 5 gün önce
Katılıyorum. Kendileri mutlu olacak diye başkalarını mutsuz ediyorlar. Bencillik denir buna
Yasemin Candan 2 hafta önce
Bir siz eksiktiniz Kuşadası'nda.
Keşke Kızılay'a göç etseydiniz, hem Ankaralı Turgut'a selamımı söylerdiniz.
Mihriban Çelik 2 hafta önce
Umarım Kuşadası'nda bağlaç olan "de"yi ayrı yazma üzerine bir kurs vardır.
Seyhan 2 hafta önce
Harika bir yazı Sinem cim, devamını bekleriz
Serhat Aşrak 2 hafta önce
Cok guzel sekilde kaleme almissiniz yuregineze saglik
Yalçın bodur 2 hafta önce
Harika bir yazı olmuş
M. HAKAN SUNGUN 2 hafta önce
Sevgili Sinem,
Ne güzel ve samimi olarak ifade etmişsin, yaşadıklarını ve hissettiklerini...
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
açık