23.11.2020, 14:02 164

Hepimiz enkaz altındayız!..

Deprem!..
Ülkemizin göz ardı edilemeyecek gerçeklerinden...
İnsanımızın perişan olduğu, insanlığımızın  gün yüzüne çıktığı o fevkalade anlar...

İnsanlığımızın nasıl ortaya çıktığı da malum; vatandaşını korumaktan aciz kurumlar, yaptıkları evlerin yıkıntılarından cenazeler çıkan müteahhitler, yardım toplamayı reklama dönüştüren ya da birbiriyle çekişirken olayı siyaset malzemesi yapma zırvalığına ulaşan siyasiler, yapılan yardımları ihtiyaç sahiplerinden önce kapmaya çalışan bozuk karakterler, deprem sonrası oluşan kaos ortamından rant elde etmeye çalışan işletmeciler...

30 Ekim Cuma, öğle saatleri...
Seferihisar merkezli 6.9 büyüklüğünde yaşanan deprem, pek çok gerçeği de böylece ortaya çıkardı.
Ne kadar yetersiz, basiretsiz, çıkarcı şahsiyet varsa ışıl ışıl parladılar gözlerimizin önünde.

Anladım ki; 
İnsanlık adına; 1999 Gölcük depreminden sonra yine hep birlikte göçük altında kalmışız. 
Gölcük depreminde de pek çok acı hayat hikayesi gözler önüne serilmişti. O zaman sosyal medya olmadığı için toplum bir çoğundan habersiz kaldı, herkese ulaşmadı. Depremi yakından takip eden bir gazeteci olarak o hikayelerin odağında, çok üzülmüştük. Deprem sonrası gelişmeleri takip ederken düştüğü ruhsal çöküntüyle tedavi gören gazeteci arkadalarımız oldu maalesef.

Bugün sosyal medya etkisiyle, oturdukları binalarda dolandırılan insanları da, reklam siyasetini de, çıkar ilişkilerini de dakikalar içinde takipçilere aktarabiliyoruz elbet.
Görüyoruz ki değişen birşey olmamış yıllar içinde. Olmayacak yerlere bina yapılmasına izin veren sistem yerinde duruyor, cebine koyacağı parayı arttırmak için malzemeden çalanlar bitmemiş, depremzedenin üzerinden nemalanmaya çalışanlar hala etrafımızda.
Bir tek şey değişmiş, teknoloji...
Bu sayede; günlerce yaptığımız haberlerle aktarmaya çalıştığımız bilgiler artık sosyal medya aracılığıyla herkese anında ulaşır olmuş.

İzmir Bayraklı...
Yeni hayalet şehrimiz. Deprem nedeniyle göçük altında kalan canlarımızın çıkartılmasından sonra ilgili kurumlarca başlatılan "hasarlı bina tesbit çalışmaları" gösterdi ki; yüzlerce binanın yıkılması gerekiyor. Yaşamayı bırakın, eşyanızı almak için içine girmenin imkanı yok.

Birçok binanın etrafı güvenlik şeridiyle çevrili ve başında emniyet güçleri bekliyor. “Aman bir vatandaş evine girip eşyasını almaya çalışmasın” diye...
Birkaç gün önce bir arkadaşımın oturduğu; depremde ağır hasarlı olarak belirlenen bina, eşyalarıyla birlikte yıkıldı. Bugünlerde Bayraklı’da böyle bir acı var. İnsanlar, içlerinde eşyalarıyla, anılarıyla, sahip oldukları değerlerle yıkılan evlerini izliyorlar.
Ben de izledim!..

ANNE DUASIYLA

Depremde en çok yıkılan binaların bulunduğu yerde 14 yıl yaşadık. İki oğlum orada büyüdü; biri liseyi, diğeri orta okulu bu çevrede bitirdi. Doğup büyüdükleri yer yani... Bu 14 senede bir çok sefer sallandık, 3 büyüklüğünde depremlerde bile, ayakta zor durduk. Deprem sonrası gezerken gördüğüm, yıllarca oturduğum bina ağır hasarlı, boşaltılmış ve yıkılacak!..

O bina ki; taşınmadan önceki yıl oturduğumuz daireyi satın almak için mal sahibiyle anlaşmak üzereyken, banka kredisi bile onaylanmışken, araya giren “birileri” tarafından İzmirli bir iş kadınına, bizim alacağımız fiyattan daire başı 20 bin lira daha ucuza, tüm bina olarak satılmış olmasıyla hüsran yaşadığımız yerdir.

Aracının birkaç ay sonra apartmanımızdan daire sahibi olmasını es geçiyorum.

Malum o da bir depremzede şu anda, geçmiş olsun kendisine. 

Rahmetli annem...
Banka kredisinin miktarı evin parasını karşılamayınca, banka hesabını kullanımımıza sunuşunu unutamam. 
“Anacığım, ne kadar kullanayım?”
“Ne kadar lazımsa evladım”
“Ama o zaman sana birşey kalmayacak!..”
“Olsun, ne kadar lazımsa... Hayırlısıysa olsun.”

Hayırlısıysa olsun!..
Olmadı, hayırlısı değilmiş. 
Malzemeden çalan müteahhidin kazığıyla şu an bir çöp kalacakmış elimizde.
Mekanın cennet olsun anacığım, duaların sayesinde.

***

"Gökdelenler mevki" diye anılmaya başlayan Bayraklı...
Prestij, gösteriş, kaliteli yaşam derken, ıssız sokakların deprem çadırlarına yöneldiği ilçemiz.
Ve yıkılan ya da yıkılacak olan yüzlerce binanın enkazında yok olanlar.

Kiminin canı, kiminin parası pulu, geleceği, umutları...
Kiminin de şerefi, onuru, insanlığı...

Herkesin, hepimizin bir şeyleri kaldı enkaz altında.


Hala iyilik peşinde koşanların, depremde kaybedenler için fayda sağlamaya çalışan güzel insanların varlığıyla taze duracak umutlarımız.

Uzak diyarlarda, üç beş arkadaş biraraya gelip, imkanlarının elverdiği ölçüde para toplayan, "belki bir yaraya merhem oluruz" diye buralara gönderen gurbetçilerimizle... 

Deprem gününden beri çadırların arasında dolaşan; yaşlı teyzenin koluna girip, ufak kızın başını okşayan, ihtiyacını soran gönüllülerle...

“İyilik kazanacak” diye umutla yaşayacağız.


“Bu henüz beklenen İzmir depremi değil” diye açıklama yapan deprem profesörünü de ciddiye alarak.
Umutlarımızı, insanlığımızı, geleceğimizi bir daha enkaz altında bırakmamak için...

Yorumlar (22)
Merih Birlik 2 ay önce
Çok güzel kaleme alınmış, o zaman çarpıklıklarının günümüze taşındığını kanıtlarıyla aktaran bir yazı olmuş. Bu kadar yazılan çizilen ve yaşananlara rağmen ders alacakmıyız meçhul.
Fay hatları üzerine bina yapılmasının önüne nasıl geçilecek?? Sigara ile mücadele başlatan devletimiz aslında o konuda nasıl başarılı oluyorsa bu konudada basarı mümkün. Yeterli harekete geçilsin. Yapılandırılacak öyle bir sisteme ihtiyaç varki, alınacak önlemler sisilesi içimize işlesin ve kalıplaşsın isterim.
Veysel Karadayı 2 ay önce
Doğru insan, doğru yönetim, doğru sistemle hepsi mümkündür değil mi Merih Hocam? Teşekkürler değerli yorumlarınız için.
Güven Ağar 2 ay önce
Kardeşim herşeyden önce Allah korumuş. Hayırlıysa olsun lafına çok inanırım. İnsanlıktan çıkıldığı gerçeği maalesef hala mevcut. Hele son 20 yılda. Allah hepimizi böyle afetlerden korusun. Yazın çok ibret verici. Tebrikler
Veysel Karadayı 2 ay önce
Değerli abim, çok teşekkürler. Allah afetlerden de insanlıktan çıkanlardan da korusun.
Mustafa Pehlivan 2 ay önce
Sevgili Veysel,
Bu depremi, Bayraklı daki evimde 6. Katta yaşayan birisi olarak diyebilirim ki, gerçekleri aynen yazıyorsun.
Teşekkür ederiz.
Veysel Karadayı 2 ay önce
Gerçekleri yazabildiğimiz nice güzel günlere... Çok teşekkürler.
Ozhan GULAL 2 ay önce
Yillarca para biriktir, disinden tirnagindan arttir, malzemeden calan biri yuzunden, bina yapilamaz denilen zeminlere yapilir raporu verenler yuzunden 31 saniyelik bir depremde yerle bir olsun tum emeklerin....
Veysel Karadayı 2 ay önce
Yapan, yaptıran, göz yuman, onaylayan... Herkes kaldı altında bu enkazın, sevgili dostum.
Volkan kıncal 2 ay önce
Ellerine sağlık abim yaşadıklarımızı kaleme dökmüşşün.
Veysel Karadayı 2 ay önce
Teşekkür ederim kardeşim, varolasın...
Hürol Dağdelen 2 ay önce
Sevgili dostum. yaşadığımız acıyı ve insan hayatına mal olan hataları çok çarpıcı bir dille anlatmışsın. Kutluyor, başarılar diliyorum.
Veysel Karadayı 2 ay önce
Acılar ortak, dertler ortak. Hepimizin adına... Teşekkür ediyorum ilgine.
Nihat TUGAY 2 ay önce
Herşer de bir hayır vardir sözü tekrar kendini ispatlamis Veyselcim.Kim ne yaparsa yapsin gercek hüküm sahibi hesapları tekrar sağlamasını yapıp doğrusunu bize gosteriveriyor e tabi anlayana. kalemine gönlüne sağlık kardeşim. sevgi ve saygılarımla.
Veysel Karadayı 2 ay önce
Anlayana, değil mi ya? Çok teşekkürler kardeşim.
Armağan cokgur 2 ay önce
Kalemine sağlık hepimizin duygularını kaleme almışsınız minnettarız veysel bey
Veysel Karadayı 2 ay önce
Çok teşekkürler...
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
parçalı bulutlu
banner29