banner30

banner62

İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği'nden açıklama

30 Ekim İzmir depreminde evleri yıkılan ve hasar gören depremzedeler, evlerinin yeniden inşası için Bayraklı Belediyesi’ne emsal artışı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne faizlerin düşürülmesi için dilekçe verdi.

GÜNCEL 21.05.2021, 12:13
İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği'nden açıklama

Depremzede vatandaşlar adına açıklama yapan İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan, tüm yetkilileri depremzedelerin sorunlarına bir an önce çözüm üretmek adına göreve çağırdı.

İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu yaptığı basın açıklamasında:

"30 Ekim 2020 tarihinde İzmir Seferihisar açıklarında gerçekleşen deprem sebebiyle yıkılan binalarda 119 insanımız hayatını kaybetti ve pek çok bina hasar aldı. Yaşanan bu vahim depremde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre İzmir il sınırları içerisinde 79.272 adet bağımsız bölüm ağır/orta/az hasar görmüştür. Yıkılan veya hasar alan bu binaların önemli bir kısmı depremde en çok yarayı alan Bayraklı ilçesi sınırları içerisindedir. Ayrıca Bornova, Karşıyaka, Karaburun, Karabağlar, Çeşme, Gümüldür, Aliağa, Çiğli, Bayındır, Seferihisar, Urla ilçelerinde de hasarlı binalar mevcuttur.

Depremde hasar gören yaklaşık 80.000 hanede 250.000 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kalmış, deprem fırsatçıları sebebiyle fahiş fiyatlarla ev kiralamışlardır. Depremde hasar gören binalar, dönemindeki imar yasa ve yönetmeliklerine uygun olarak inşa edilmiş ve çoğunluğu 1999 deprem yönetmeliğinden önce yapılmış binalardır. Deprem sonrası yapılan tespitlerde hasarsız olmasına rağmen yapılan risk analiz raporunda yıkılması öngörülen 80.000 civarı daha konut söz konusudur. Toplamda 160.000 bağımsız bölüm aileleriyle birlikte İzmir genelinde yaklaşık 500.000 kişiyi bulmaktadır. 4,5 milyon nüfusu olan  İzmir ilinin 9’da 1’inin yaşanan hak kayıplarından doğrudan etkilendiği görülmektedir.

6306 sayılı kanunun 6/A maddesi uyarınca, en çok hasarın yaşandığı Bayraklı bölgesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 7 adet proje alanı belirlenmiştir. Bakanlıkça hangi kriterlerle belirlendiğini bilmediğimiz bu proje alanlarında ve hak sahipliği konularında önemli sorunlar yaşanmaktadır. Hak sahipliği başvurusu sırasında boş borç senetlerine imza attırılmış ve depremzedeler ne kadar borçlandırıldıklarını dahi bilmemektedirler. Buradan belirtmek isteriz ki TOKİ tarafından ihaleye çıkarılan hem proje alanlarında hem de rezerv alanda yapılan hiçbir konut depremzedelere ücretsiz olarak verilmemektedir. 7269 sayılı kanun kapsamında yalnızca aynı ilçe içerisinde başka bir evi olmayan mülk sahiplerine konutu ağır hasarlı olarak tespit edilmiş ise AFAD tarafından düşük faizli ve iki yıl ödemesiz 18 yıl geri ödemeli konut edindirme kredisi imkânı sağlanacak, konutu orta hasarlı olarak tespit edilmiş ise yine AFAD tarafından güçlendirme kredisi, eğer konutu az hasarlı olarak tespit edilmiş ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 200.000tl. 10 yıllık Kentsel Dönüşüm Kredisi imkanı sağlanmaktadır. Proje alanı içerisinde kalan orta ve az hasarlılar için de her ne kadar binaları resen yıkılmış olsa bile AFAD kredisi yerine 10 yıllık Kentsel Dönüşüm Kredisi uygulaması yapılacaktır.

Depremin üzerinden neredeyse 7 ay gibi bir süre geçmesine ve hasar alan pek çok bina yıkılmış olmasına rağmen, yeniden yapım süreciyle alakalı olarak pek çok bilinmeyen konu ve çözümlenemeyen sorunlar mevcuttur. Bu konulardan en önemlisi, yapıldığı dönemdeki kanun ve yönetmeliklere göre inşa edilen ancak zaman içerisinde bu kanun ve yönetmeliklerde yapılan değişikliklere uygun olmadığı için yaşam alanlarında ciddi kayıplar yaşayacak binaların söz konusu olmasıdır. Yerel yönetimler deprem sonrası bu konunun farkına varmış ve 2-3 ay gibi bir çalışma süresi sonunda, oluşacak mağduriyeti önlemek adına bir plan notu hazırlığını tamamlamışlardır. Hem Bayraklı Belediyesi hem de İzmir Büyükşehir belediyesi sürecin her aşamasında TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası’nın İzmir Şubeleri ile yakın temas halinde olmuş, onları da sürece dahil ederek ortak bir çözüm yolu geliştirmeye çalışmışlardır.

Depremde en çok hasarı gören Bayraklı ilçesi olması sebebiyle Bayraklı Belediye Başkanı , diğer ilçe belediyelerinden önce davranarak ilçe meclisinden depremde hasar gören binaların yeniden yapımında mevcut emsalin korunması kararını çıkarıp Büyükşehir Belediyesine göndermiştir. Bu karar İzmir Büyükşehir Belediyesi kurullarında görüşüldükten sonra toplam inşaat alanının korunması haline dönüşmüş ve 1 Mart 2021 tarihinde mecliste yer alan tüm partilerin oybirliği ile kabul edilmiştir. Emsal yerine inşaat alanının korunması bile her bir depremzedenin evinin yaklaşık 10-20 metrekare küçülmesine sebep olmaktadır. Depremzedelerin en başından talep ettiği 3 kata tekabül eden %30’luk emsal artışı istekleri göz ardı edilmiştir.

Çıkarılan bu plan notu yalnızca depremzedelerin ağzına çalınmış bir parmak bal vazifesi görmektedir. Depremde hasar görmüş evlerimizin yeniden yapım sürecinde biz depremzedelere maddi açıdan hiçbir fayda sağlamamıştır. Yetkililer depremzedeleri müteahhitlerin insafına bırakmış olup, bizleri mevcut evlerimizin alanını küçülterek müteahhitlere pay çıkarmak gibi çözüm yolları üretmeye itmiştir. Bu durum komşuluk ilişkilerinin bozulmasına, aynı apartmanda yaşayan maddi durumu iyi olan ile iyi olmayan vatandaşlar arasında ciddi tartışmalar çıkmasına sebep olmaktadır.

Depremden sonra özellikle Bayraklı ilçesinde yaşanan sorunlar sıradan bir kentsel dönüşüm projesi kapsamında değerlendirilmemelidir. Bu bölgeye hiçbir jeolojik etüd yapılmadan dönemin inşaat teknikleri ile Zemin+7 kat ve daha fazla imar verilmesi, kamunun ruhsatlandırma ve inşaat aşamasında yeterli denetimleri yapmamış olması, evlerini kaybeden depremzedelerin suçu mudur? Komşu parsellerinde gökdelenler yükselirken, günümüz inşaat teknolojileriyle yüksek katlı binalar inşa edilebiliyorken neden emsal artışına karşı çıkılmaktadır? Üstelik yeni yapılacak binalarda zemin etüdü, zemin iyileştirme ve fore kazık uygulaması zorunlu tutulmasına rağmen emsal artışı verilmeme inadı bölgeye dair başka planlar olduğunu akla getirmektedir. Eğer bölgede sosyal donatılar yetersiz görülüyor ise bu depremzedelerin mi; yoksa doğru planlamayı yapmayan kamu kurumlarının mı suçudur? Geçmişteki tüm bu yanlış kararların faturası neden bugün depremzedelere kesilmektedir?

TMMOB’a bağlı Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası’nın meslek ilkeleri gereğince ideal olandan söz etmesi normaldir. Ancak yaşanan bu olağanüstü durum sebebiyle evlerini terk etmek zorunda kalan neredeyse 250.000 kişi için en kötü çözüm bile çözümsüzlükten daha iyidir. Emsal artışına ve hazırlanan plan notuna karşı olup da alternatif çözüm geliştirememek mühendislik-mimarlık felsefesine aykırıdır. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği olarak her iki odayı da çözüme ortak olmaya ve depremzedelerin konutlarına bir an önce ve en az maliyetle kavuşmaları için proje geliştirmeye davet ediyoruz. Özellikle Bayraklı bölgesi gibi şehrin en iyi planlanmış bölgelerinden biri için emsal artışı talebimize engel olarak gördüğünüz altyapı eksikliklerini belirleyin ve hep beraber bu eksikliklerin giderilmesini kamu otoritelerinden talep edelim.

Özellikle Şehir Plancıları Odası Genel Merkezi’nin İzmir Büyükşehir belediyesi plan notuna karşı açacağı dava ile ilgili bir sözümüz daha var: İzmirli depremzedeler olarak Şehir Plancıları Odası Genel Merkezi’ni İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hazırlamış olduğu plan notuna karşı açacağı davadan vazgeçmeye çağırıyoruz. Eğer kamu otoritelerinin önerdiğinden daha iyi bir öneriniz varsa kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyoruz. Popülist söylemlerle bizleri politika malzemesi haline getirmeyin ve haklı mücadelemizde bizlerin yanında olduğunuzu gösterin. İmar konusunda doğru çözüme ulaşamazsak evlerimizin yerinde er ya da geç yeni gökdelenler yükselecek ve bölgenin demografik yapısı değişmiş olacak. Bölgemize komşu parsellere 20-25 katlı apartmanlar yapılırken ve gökdelenler dikilerken de aynı hassasiyeti göstereceğinizi umuyoruz.

Bölge insanı genellikle 65 yaş ve üzerinde, emekli maaşıyla kıt kanaat geçinmeye çalışan dar gelirli sınıfındandır.  Tüm ömürleri boyunca yapmış oldukları birikimleri ile bir ev sahibi olmuş, yaşanan deprem sonrası tek mal varlıklarını terk etmek zorunda kalmış ve üstüne birde kira yükünün  altına girmişlerdir. İzmir şartlarında ortalama 120 metrekare bir dairenin yeniden yapım maliyeti 450.000 – 500.000 TL arasında değişmektedir. Kentsel dönüşüm kredisi kapsamında devlet desteği ile bankalardan çekilebilecek maksimum tutar olan 200.000 TL’nin 10 yıllık vade ile aylık ödeme tutarı yaklaşık 3.000 TL dir. Aynı zamanda kira ödemeye devam edeceklerini göz ardı ederek bu tutarı bir şekilde ödeyebileceklerini düşünsek bile geri kalan 250.000 – 300.000 TL tutarı nasıl karşılayacaklardır? Bu konuda sorumluluk aylık %0,30 gibi düşük bir faiz oranıyla, 2 yılı ödemesiz toplam 20 yıl vadeli 450.000 – 500.0000 TL gibi bir kredinin sağlanması yoluyla kamuya düşmektedir. Unutmayınız ki pandemi döneminin başlangıcında tüm vatandaşlarımıza kamu bankalarından çok daha yüksek tutarlar için 1 yılı ödemesiz aylık %0,64 faiz oranlı krediler sağlanmıştır. Devletimizin bunu yapacak kudreti ve kabiliyeti olduğunu bilmekteyiz. Depremzedelerin yaşamış olduğu kayıplara yenilerini eklememek adına bu tarihi bir sorumluluktur.

Deprem sonrası yaşanacak kentsel dönüşümün bütün yükünün depremzedelerin sırtına yüklenmesi adil değildir. Depremzedeler de elini taşın altına koysun demek sorumluluklardan kaçmak demektir. Unutmayın ki depremzedeler o taş yığının altından çıkmış, büyük kayıplar yaşamış ve hayatlarını düzene koymaya çalışan insanlardır. Evlerine bir an önce kavuşmak dışında bir emelleri yoktur. Hiçbirinin rant veya gelir elde etmek gibi bir amaçları da yoktur. Emsal artışı sağlanmazsa depremzedeler müteahhitlerin insafına terk edilecek, tüm mal varlıklarını yok pahasına satarak bölgeden göç etmeye zorlanacaklardır. Bunun adı zoraki göçtür.

Bugün İzmir’deki depremzedelerin başına gelen yarın herkesin başına gelebilecek çok özel bir durumdur. Deprem öngöremediğimiz ve basit yöntemlerle tedbir alamadığımız bir doğal afettir. Evlerini kaybeden bu insanları daha fazla kayıp yaşamadan bir an önce güvenli yeni evlerine kavuşturmak aynı zamanda sosyal devletin sorumluluğundadır.

Bu sebeple tüm yetkilileri depremzedelerin sorunlarına bir an önce çözüm üretmek adına göreve çağırıyoruz. Ayrıca İzmirli hemşerilerimizin ve İzmir’i seven herkesin yaşadığımız duruma dikkat çekmek adına desteğini bekliyoruz." ifadelerine yer verdi. 

Yorumlar (0)
25°
az bulutlu