banner30

banner62

27.06.2021, 12:02 29

Doğal Felaketlerin Suçlusu Küresel Isınma mı?

Ülkemizde tüm olumsuzluklarda hep doğa olayları suçlanmaktadır. Örneğin sellerde ölen insanlarımız, kuruyan göllerimiz, kirlenen denizlerimiz, musilaj yani plankton patlamalarında hemen ilk anda hep küresel ısınma suçlandı. Yani her olumsuz doğa olayında “takdiri ilahi” denilerek gerçek suçlular gizlendi. Ve özellikle sivil toplum örgütleri de bu tür olaylarda iklimleri suçlayarak, gerek merkezi ve gerekse yerel yöneticileri hep sorumluluktan kurtardılar ve halen de kurtarmaya deva ediyorlar.

Size sel yatağını yerleşime açın diyen küresel ısınma mı?

Mesala 1995 yılında İzmir Çiğli’de 68 kişiyi selde kaybettik. Çiğli Sel yatağında... adına dikkat “sel yatağı” yani içinden 50-60 yılda bir su geçen yatak. Her zaman su geçseydi zaten Çiğli deresi ya da Çiğli nehri derdik. Siz önce bu sel yatağının içine yerleşime izin veriyorsunuz. Ama bu yetmiyor ve vadinin ağzına tamamen dolgu ile Çanakkale yolunu yapıyorsunuz yani küçük bir baraj gövdesi yapıyorsunuz. Ve sel başlıyor… insanların çok büyük çoğunluğu işte bu barajda boğularak ölüyor. Burada küresel ısınmanın suçu ne? Size küresel ısınma mı dedi sel yatağına yerleşime açın ve bilim dışı yol yapın diye?

Size bilim dışı tarım yaparak gölleri kurutun diye küresel ısınma mı söyledi?

Son 50 yılda yağışların artmasına karşın 36 göl kurudu. Aslında doğal olarak kurumadı, özellikle Orta ve Doğu Anadolu’daki göller yanlış tarım politikaları nedeniyle maalesef kurutuldu. Çünkü oldukça az yağış alan bu bölgelerde tarım ürünlerinde çok su isteyen ürünler tercih edilmesi nedeni ile binlerce kuyu açılmış ve aynı zamanda bu göllerin suları da hesapsızca kullanılmışlardır. Sonra da gölleri küresel ısınma kuruttu diye açıklama yaptılar. Size iklim mi söyledi az yağış alan bölgenize çok su isteyen bitkileri dikin diye? Size küresel ısınma mı söyledi her yere kuyu açın diye?

Türkiye’nin en az yağış alan ve buğday ambarı olan Konya ovasına “buğdayı bırakın çok daha fazla su isteyen şeker pancarı dikin” diyen küresel ısınma mı? 150 000 civarında kuyuyu kontrolsüz bir biçimde açın diyen küresel ısınma mı? Sonuç olarak Konya ovasındaki akiferleri Tuz gölünün tuzlu suları basmaya başladı ve üstüne 600 civarında obruk oluştu ve halen de yeni obruklar da oluşmaya devam ediyor.

Tüm bunların küresel ısınma ile ne ilgisi var?

Size suyunuzu vahşi sulama ile heba etmenizi küresel ısınma mı söylüyor?

Ülkemizde tarıma ayrılan suyun payı %79 iken gelişmiş ülkelerde ise bu oran %40 civarıdır. Çünkü gelişmiş ülkelerde tarım suları barajlardan kapalı borularla tarlalara getiriliyor ve bitkilere de damlama ile veriliyor. Böylece hem suda çok büyük tasarruf elde edilip daha çok ürün alınırken ayni zamanda verimli tarım topraklarının da erozyon ile denizlere gitmesi engelleniyor. Peki şimdi size ısrarla iklimler mi vahşi sulamadan vazgeçmeyin, verimli topraklarınızı kaybedin diyor?.

Size tüm atıklarınızı arıtmadan denizlere atın diyen küresel ısınma mı?

Denizlerimiz 1950’li yıllardan sonra nüfus artışına paralel olarak kirlenmeye başladı çünkü tüm atıklarımızı hiç arıtmadan fosseptik çukuru olarak gördüğümüz denizlere boşaltmaya başladık ve organik olarak zenginleştirdiğimiz İzmir İç Körfezinde ilk kez 1955 yılında ciddi plankton patlaması ile tanıştık. Ve Türkiye kıyılarında bu yıllarda başlayan kirlilik her geçen yıl nüfus artışına paralel olarak artarak devam etmiş ve günümüze gelinmiştir.

Size atıklarınızı arıtmadan denizlere atın diyen küresel ısınma mı?

Sanayinizi Marmara çevresine kurun ve tüm pisliklerinizi de Marmara’ya boşaltın diye Küresel ısınma mı söyledi?

Marmara 1980’li yıllardan sonra sanayinin ve dolayısı ile nüfusun da çok hızlı arttığı bölgemizdir. Bu nedenle Türkiye ekonomisinin kalbi bu bölgede atmaktadır. Ancak 20 milyondan fazla insanın evsel atıklarının çok büyük oranda arıtılmadan Marmara’ya deşarj edilmesi, tüm sanayinin atıklarının da yeteri kadar arıtılmadan deşarj edilmesi ve aynı zamanda tüm sanayinin soğutma suyu kullanması, yine çevresinde birçok enerji santralının da büyük miktarlarda soğutma suyu kullanması sonucu ekosistemi değiştirmesi ve tüm bunlara Ergene nehrinin çok kirli sularının arıtılarak Marmara’ya boşaltılması sonucu organikçe çok zenginleşen Marmara Denizi sonunda musilaj ile patladı. Tüm bunlara karşın Musilaj olayına bile küresel ısınmanın neden olduğunu söylediler.

Marmara Denizinde tehlikenin geldiği 1988’li yıllarda akademisyenler tarafından çok açık bir şekilde belirtildi. Ancak bunlar yöneticiler tarafından hiç okunmadı ya da kulak ardı edildi. Sonrasında 2007 yılında Marmara oluşturduğu musilaj ile yöneticileri bu kez kendi uyardı, Ama bu uyarıyı da yöneticiler anlamadılar ve maalesef günümüze geldik. Ama yine burada küresel ısınma suçlandı.

Yani size küresel ısınma mı söyledi tüm sanayinizi Marmara çevresine kurun, tüm atıklarınızı arıtmadan Marmara denizine boşaltın, Ege denizine akan Ergene’nin sözde arıtılan sularını Marmara’ya boşaltın diyen…

Size bilimden uzak durun diye küresel ısınma mı söyledi?

Türkiye’de yapılan lisanüstü ve diğer akademik çalışmalarda doğa ile yaşanan bu sorunlar ve çözümler detaylı olarak yazıyor. Gelişmiş ülkelerde yapılan lisansüstü çalışmaların %70’i uygulamaya sokulurken Türkiye’de ise bu oran %1. Yani Türkiye’de yapılan akademik çalışmalar maalesef rafları süslüyor. Size bu çalışmaları okumayın ve bilimden uzak durun diye küresel ısınma mı söyledi?

TRT’de 2009 yılında söylediğim “yaşadığımız olumsuzlukların nedeni takdiri ilahi değil takdiri idariler ile takdiri üniversitelerdir” cümlesi işin aslında özetidir. Yani doğa ile yaşadığımız tüm olumsuzlukları nedeni yerel ve merkezi yöneticilerdir. Ancak, hurafe bile sayılmayacak olan “küresel ısınma küresel kuraklık getirir” diyen akademisyenler de en az idareciler kadar suçludur.

Yorumlar (0)
37°
açık