banner30

banner62

13.04.2021, 09:57

Bir garip değişim

Çocukluğumda, gece ışıkları yanan evlerin içinde neler yaşandığını hep merak ederdim. Kendi yaşadığım ruh hali ekseninde mutlu yada mutsuz aileler belirirdi gözümün önünde. En trajik sahneler de, istediğini alamadığı için ağlayan çocuklar vardı en içlisinden..

Daha kötüsünü düşünemezdik ki. O günlerde şirinler vardı televizyonlarda ve Kemal Sunal gülerdi en şanslısından...

Yurttan Sesler ve Radyo Tiyatrosu vardı.

Kapı önü sohbetlerde, yen kırılsa kol içinde kalırdı.

Kocasına ailesini, ailesine kocasını şikayet etmeyen akıllı kadınlar vardı.

Marka giymek ne demek yamasız giydiğine şükrederdi insanlar..

Misafire iyisi ikram edilirdi...

'Komşu hakkıdır' diyen babaların, mangalda ki etin çoğunu konu komşuya dağıtacak empati gücü vardı..

Komşu komşunun külüne muhtaçtı, başka evlerde tüten dumanı gördükçe huzur bulurdu insan olan..

Hasat edilen ekinin bir küçük bölümü kurt kuş yesin diye biçilmezdi..Sebzeye atılan gübre,köyün çobanın koyun pisliğiydi..

Satmaya götürülen kendi yediğinden daha iyisiydi..

Haram akla ilk gelendi, hatırlamak için beynin içinde arkeolojik  kazı çalışması yapma gereği duyulmazdı.

Elbet kapalı kapılar ardında açık edilmemesi gereken hüzünlü ateşler yanardı da o kapılar ardında yaşanır, kapılar ardında sönüp giderdi.Sonra 80 lerin hızlı dönüştürücülüğü, adı konulmaya fırsat bulunamamış bir kasırga edasıyla hepsini önüne katıp savurmaya başladı..

Bişeyler oldu, kimse neler olduğunu anlayamadan oldu ve biz eski masalın içinden bu günün kabusuna uyandık..

Birine güvenmek aptalca sayılır oldu. Mahalle pazarlarında köy yumurtası adı altında satılan yumurtalar halden alındı, otları zehir suladı,toprağı terk etti çoban, kimyasal gübrelere yenildi.

Televizyonlar izlenmese bile hep açık tutuldu. O onu kaçırdı digeri keçileri kaçırdı..

Bayram şekeri toplamaya giden çocuklar ölü bulundu şekerler bayrama küstü, kadınlar vuruldu ulu orta yerde. Ulu orta yerler güneşe küstü. Birkaç kez haykırdı birileri, komşuda yanan mum ışığı, meydanda ki kazanı ne kadar kaynatırsa o kadar işe yaradı o bir kaç kişinin haykırışı.

Yalnızlık vardı itirazlarda az da inançsızlık belki.

Bebekler kayboldu sokaklarda ,sek sek oyunu caddeye küstü..

Çocuklar vuruldu analar ağladı 'ateş düştüğü yeri yakar' adlı bir hastalığa tutulmuştu insanlık.. Ateş ağacı yakardı ağaç kuşu, kuş tohumu taşıyamazdı tohum ormana dönemezdi. Bağlıydı oysa her ocak birbirine...

Facebook'larda herkes dürüst oldu ve o herkesin dışındaki herkes kötüydü, sadece o herkes mağdurdu ve yaralanmış..

Kimse kendine dönüp bakmadı, incitildiğim kadar incitiyor muyum acaba diye..

Bakanlar da sonuç alamadı, kalbin terazisi bozulmuştu çünkü; 

Bir garip kuşun ağzına verilirdi ormanın ilk tohumu, o götürsün en dogru yere bıraksın diye.

Tohum da Yaradandan dı, Kuş da. O kuşu bencilliğimizle  vurduğumuz gün kırıldı vicdanın terazisi.

Acıdan kıvranan diğer herkesin çığlıklarına kulaklarımızı tıkayıp televizyonun sesini sonuna kadar açtığımızda vicdan bohçasız kaçmıştı göğsün kafesinden...

Yorumlar (14)
Seza yazıcı 1 ay önce
Merhaba gülnur hnm harika bir yazı biraz eskilere döndüm ve böyle güzellikler hep olsun kaleminde bilginize emeğinize tsklr
Sabahat Davascan 1 ay önce
Kaleminize yüreğinize sağlık geçmiş le bugunleri ne güzel anlatmış siniz
Eske 1 ay önce
Kaleminize yüreğinize sağlık Gülnur hanım ne güzel anlamışsınız
Eske 1 ay önce
Kaleminize yüreğinize sağlık Gülnur hanım ne güzel anlamışsınız
Eske 1 ay önce
Kaleminize yüreğinize sağlık Gülnur hanım ne güzel anlatmışsınız, keyifle okudum
Kezban ç 1 ay önce
Kaleminize yüreğinize sağlık Gülnur hanım ne güzel anlatmışsınız, keyifle okudum yine
Kezban Çaydam 1 ay önce
Kaleminize yüreğinize sağlık Gülnur hanım ne güzel anlatmışsınız, keyifle okudum yine
Delū 1 ay önce
Her zamanki gibi yine muhteşem bir yazı , eline yüreğine sağlık , bir dönemden bir döneme geçiş en iyi şekilde böyle anlatılırdı, Sevgilerle...
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
25°
açık
banner29