24.11.2020, 20:10 31

24 Kasım Öğretmenler Günü (Mü)

Çocukluk ve orta- lise yıllarımda hep doktor olmak istedim. ÖSS, beni 1978’in 1 Kasım’ında öğretmen yaptı. Doktor olmayı istediğim yıllarda branşımı bile belirlemiştim. Göz! Daha sonra jinekolog olmayı da istemedim değil… Herhalde kadın vücuduna karşı olağanüstü ilgi duyduğum lise yıllarımdaydı jinekoloji hayali…

Devlette 25 yıl, özel sektörde 6 yıl olmak üzere toplam 31 yıl öğretmenlik yaptım. Bunun yarısı sınıf öğretmenliği diğer yarısı da özel eğitim sınıfı öğretmenliği olarak geçti. Doğrusu, ikisi de bana olağanüstü hazlar tattırdı. Okuttuğum öğrencilerimle hâlâ bir araya gelip muhabbet ettiğimiz oluyor. Örneğin iki gün önce çocuk doktoru olan Tanju ile Alsancak’ta Mado’da tatlı yiyip tatlı tatlı konuştuk. Turizm ve otelcilik mezunu olan Aydın ile sık sık görüşüyoruz. Yazdığım her kitabı da okuyor ve sorular soruyor. Bilgisayar mühendisi olan Tarık, iki üç kütüphanemizi bilgisayarlandırdı, gereksinim duydukça arabasını istedim, köylere gidip geldim. Biyolog Mert ile üç beş ayda bir görüşüyor, sık sık da telefonlaşıyoruz. Kitap fuarlarında da Özge geliyor yanıma. Bayram’ı ziyaret için Yeşilyurt’a gittiğim oluyor. Kokteyllerime Can, Havva, Serhat ve Kıvanç gelmeyi ihmal etmiyor. Rana Ece de…

Uzaktan uzağa da olsa Hazal ile, Gökçe ile, Efecan ile yazışıyoruz.

2000 yılında Güzelyalı’da çalışırken demişim ki, ‘’ Diyelim ki 2020 yılına geldik. Herbiriniz birer meslek sahibi oldunuz. Bana kendinizi ve ilkokul yıllarınızı anlatan bir mektup yazmak istiyorsunuz. Neler yazardınız? ‘’

Yazdılar da… Şimdi o mektupların bir bölümü bende ve yanılmıyorsam kitap olmayı bekliyorlar.

Demem şu ki, ben öğretmenliği çok sevdim. Öğrencilerimle buluşmayı, onlarla konuşmayı çok seviyorum. Bir gece Ozan konuğum olmuştu. O günlerde bilgisayar programcılığında okuyordu. Eşime söylediği bir tümceyi anımsadıkça gururlanıyorum doğrusu. ‘’ Hatice teyze, öğretmenimden ilkokulda öğrendiğim dilbilgisi lise sona kadar yetti bana, biliyor musun? ‘’

Arapça- Farsça kökenli sözcükler benim sınıfımda konuşulmazdı. Cevap, imkan, hediye, ihtimal, hatırlamak gibi sözcükler bizde kullanılmazdı. İçilecekse ayran içilirdi. Asla coca cola içilmezdi örneğin. 

A.Ragıp Üzümcü’de çalışırken öğrencilerimle ‘’ Eğitim 8 yıl zorunlu olmalı’’ diye bir panel bile düzenlemiştik. Panelistler de öğrencilerim ve Dr. Alpaslan Berktay, Eğit-Der İzmir Şube Başkanı Aziz Durmuş, elektrik mühendisi Erhan Tığlı idi. Paneli yaptığımız salon da Güzelyalı’daki Konak Belediyesi Kültür Merkezi idi. Öğrencilerimi Yeşilyurt’tan Güzelyalı’ya dolmuşlarla taşıyan da bir kitabevi sahibi dosttu.

Panelist öğrencilerim beni unutmuyor, ben de onları…

Son yıllarda öğrencilerimle aramızda bir sorun yaşıyoruz.

24 Kasım- 5 Ekim…

*

24 Kasım 1928, Millet Mekteplerinin açıldığı gün. Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul günü. Cumhuriyet tarihimizin önemli tarihlerinden biri. O gün, ülkemizde 1981 yılından bu yana ‘ Öğretmenler Günü ‘ olarak kutlanmakta.

5 Ekim, 1994’ten bu yana her yıl pek çok ülkede UNESCO tavsiyesiyle Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.

5 Ekim 1966’da Paris’te gerçekleşen Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile İLO tarafından Öğretmenin Statüsü Tavsiyesi’nin oybirliğiyle kabul edildiği gün.

Dünyanın bütün öğretmenleri için anlamlı bir tarih…

*

Öğrencilerimin bir bölümü 24 Kasım’da kutluyor günümü. Bir bölümü de 5 Ekim’de.

Ben de tercihimin 5 Ekim olduğunu her yıl söylemek zorunda kalıyorum.

*

Öğretmenler için iki önemli tarih daha var. 16 Mart, 17 Nisan…

16 Mart 1848 : Darülmuallimîn’in kurulduğu gün. Öğretmen Okullarının kuruluş günü

Öğretmen okullarında yıllarca kutlandı bu gün.

17 Nisan 1940 ise Köy Enstitülerinin kurulduğu gün.

3803 sayılı yasa ile kurulan köy enstitüleri, aradan yıllar geçse de destansı eğitim politikasıyla iz bırakmış bir kurum olarak hâlâ belleklerimizde.

Her 17 Nisan’da Eğit-Der tarafından kutlanmaya devam ediyor.

*

Eğitim tarihimiz için dördü de anlam yüklü bu günleri biz öğretmenler unutmuyoruz, unutmayacağız.

Şu da var ki, 12 Eylül generallerince Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul günü öne sürülerek öğretmenlere 24 Kasım’ın ‘ Öğretmenler Günü ‘ olarak dayatılması, öğretmenlerin büyük çoğunluğunun vicdanını yaralıyor/ yaraladı.

Hiç kuşku yok ki iyi niyetliydiler.

Çiftçiler 14 Mayıs’ı, doktorlar 14 Mart’ı, eczacılar 25 Eylül’ü, günleri olarak kutluyorlarsa öğretmenler de 24 Kasım’ı günleri olarak kutlasınlardı.

Darbenin o karanlık günlerinde öğretmenlere danışılmadan 24 Kasım’ın kabul ettirilmesi, yani dayatılması ne kadar demokratiktir bunu sorgulamak gerekmez mi?

Öğretmenlerin örgütü TÖB-DER’i kapatan generaller, öğretmene ‘ Bundan böyle sizin de bir gününüz olsun.’ diye 24 Kasım’ı armağan ettiler.

Armağanın Türkçesi ‘ dayatma ‘ olmuyor mu?

Darbelere/ darbecilere karşı çıkan bir öğretmenin 24 Kasım’ı Öğretmenler Günü olarak kabul etmesi/ içine sindirmesi zordur. Bu itirazı olgunlukla karşılamak gerek. Hem darbelere karşı çıkacaksınız hem de 24 Kasım’ı Öğretmenler Günü olarak kutlayacak olursanız, bu çelişki olur.

24 Kasım’ın tarihsel önemine evet ama öğretmenler günü olarak kutlanmasına hayır, diyenlere itiraz etmemek gerek.

Darbelere karşı çıkan, demokrasi diyen öğretmenin tercihi 5 Ekim olmalıdır.

Belediyelerin, bazı gazetelerin köşe yazarlarının, esnafın ve siyasilerin hâlâ 24 Kasım’ı öğretmenler günü olarak anımsaması/ kutlaması, konunun kendilerine sağlıklı aktarılamamasından kaynaklanıyor.

Yorumlar (3)
Tacim Yükrük 2 ay önce
Kalemine yüreğinize sağlık.Darbe anlayışının sonucu bir dayatma ..
Hıdır Işık 2 ay önce
Yüreğinize sağlık öğretmenim
Şükran DAĞDELEN 2 ay önce
Yaşanmışlıklar ancak bu kadar güzel anlatılır.Kutluyorumsizi Recai hocam.Yazilarınıza bir hayran daha kazandınız.
parçalı bulutlu
banner29